Huseyin’s Daily Blog

“Ya olduğun gibi görün; ya göründüğün gibi ol !..”

GDO’lu diyet tarifleri

Yazan: huseyinsaglam 20 Kasım 2009

Haliyle panik halindesiniz… “Nasıl anlarız? Genetiği değiştirilmiş organizma yemekten nasıl kurtuluruz?” filan.

Şöyle…

 

*


Annaneniz öpülesi elleri parçalanırcasına, ovalaya ovalaya tarhana yaparken, siz, “Aman annane be, boş versene” deyip, marketten hazır çorba alıyordunuz ya… Annane rahmetli oldu ve siz, o tarhananın tarifini annaneden alıp, bir kenara yazmadınız ya… İşte o nedenle, siz, genetiği değiştirilmiş organizma yemekten kurtulamazsınız maalesef.


*


Ne verirlerse…

Onu yiyeceksiniz.


*

Kız evlat yetiştiriyorsunuz, en iyi okullara gönderiyorsunuz… Piyano çalıyor, İngilizce konuşuyor, Grammy alanları tek tek biliyor. Bilmeli… Ama alt tarafı limon, şeker ve su kullanıp, limonata yapmasını bilmiyor! Yoğurdu çırpıp, ayran yapamıyor, ayran… İşte o nedenle, kızınız, genetiği değiştirilmiş meşrubat içmeye mahkûm maalesef… Torunlarınız da.


*


Zahmet edip sütlaç yapmadığınız için, kek yapmaya üşendiğiniz için… İçinde ne olduğunu bilmediğiniz gofretleri, mısır patlaklarını kemiriyor sizin oğlan! Hamur tutmayı, şöyle mis gibi ıspanaklı bi börek yapıp, çantasına koymayı bilmediğiniz için, hamburger bağımlısı oldu. Tahin-pekmezi “köylü işi”, vıcık vıcık yağ fışkıran kremaları “modernite” sandığınız için, daha 10 yaşında ayıya döndü, yuvarlana yuvarlana yürüyor, tıkanıyor, merdiven çıkamıyor.


*


Size zor geliyor ama, zor mu evde yoğurt yapmak? İstanbul’un güneşi müsait değil, anlarım, zor mudur İzmir’de, Antalya’da, Adana’da evde salça yapmak?
Şikâyet edip duruyorsun, içine katkı maddesi konuyor, zorla beyazlatılıyor diye… İster tam buğday unundan, ister çavdardan, hakikaten zor mudur evde ekmek yapmak? Bütün ailen kabız… Tonla para verip, abuk sabuk ambalajlı-meyveli saçmalıklardan medet umacağına, niye öğrenmiyorsun kabak tatlısı yapmayı?


*

Güya, çoluğunu çocuğunu düşünüyorsun, taze taze yesinler diye, pazara gidiyorsun… Eğri büğrü biberlere, doğal olduğu için tuttuğunda ezilen domateslere ağız burun kıvırıyorsun, hormonlu, tornadan çıkmış gibilerini alıyorsun… Ne işe yaradı senin pazara gitmen?


*

Kocanız da, bu satırları okuyup, size akıl verecek şimdi… Söyleyin ona, ukalalık etmesin, götürün aktara, hatmi çiçeğiyle zencefili birbirinden ayırt etsin, ondan sonra konuşsun!


*

Enginar, börülce, radika, cibes pişirmekten haberin yok; gazetelerin tiraj almak için kıçından uydurduğu kıçımın uzmanlarından fıldır fıldır brokoli tarifleri öğreniyorsun… Brüksel lahanası yiyerek mi AB’ye gireceğini sanıyorsun?


*

Çin’den bal getiriyorlar mesela… Taaa Arjantin’den, Meksika’dan bal getiriyorlar. Neymiş efendim, içinde genetiği değiştirilmiş organizma olabilirmiş falan… İçinde tavuk ibiği, maymun kulağı olmadığına şükredin! Ben iddia ediyorum… Kaşla göz arasında frankeştayn ürünlere kapıları açan arkadaşlarla, Amerikan çiftçilerinin avukatı profesörlerimiz, sırf karakovan balına sahip çıksa, Şemdinli’de, Pervari’de terör bile azalır, terör bile.


*

Uzatmayayım.
Mutfak genetiğimizi kaybettik biz.


*

Elin adamı, mısırdan, soyadan, domatesten önce beynimizin DNA’sını değiştirdi!
*

Hurrraaa diye köyden kente göçerken, dışarda tıkınmayı şehirleşme zannettik. Ambalajlı ürün tüketmeyi, zenginleşme zannettik.


*

Dolayısıyla, ya kafayı değiştirip, özümüze döneceğiz… Ya da ne verirlerse onu yiyeceğiz.

Yılmaz Özdil / Hürriyet

Yazı kategorisi: Güncel Yorum, Sağlık, Yaşam | Etiketler: , , , | » yorum bırak;

2009 Kurbanlık Baskül Fiyatları

Yazan: huseyinsaglam 10 Kasım 2009

İşte kurbanlık hayvanların baskül fiyatıEdirne Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Emin İnağ,”Kurbanlık koçun baskül fiyatı 11 TL olarak belirlendi” dedi.

İnağ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kurban Bayramı nedeniyle uzman ve ilgili kişilerden oluşturulan ”Kurbanlık Canlı Hayvan Baskül Fiyat Tarifesi Teknik İhtisas Komisyonu’nun” bir toplantı düzenleyerek kurban fiyatlarını belirlediğini bildirdi.

Kurban fiyatlarının belirlenmesinde besicilerden ve çiftçilerden gelen önerilerinde dikkate alındığını anlatan İnağ, şunları söyledi:

”Birlik yönetim kurulumuzca onaylandığı şekliyle, kurbanlık canlı hayvanların bu yılki baskül kilogram azami satış fiyatları küçükbaş canlı hayvanlardan koç için 11 TL, Keçi için 6,00 TL, büyükbaş canlı hayvanlardan dana için 9,00 TL, İnek için ise 7,00 TL olarak belirlenmiştir. Çiftçi kesiminden gelen öneriler dikkate alınarak varlığı tükenme tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı için sakıncalı bulunduğundan bu yıl dişi koyun ve düve için fiyat verilmemiştir.”

İnağ, üreticilerin kurbanlık hayvanlarını pazara sevk ederken bazı kuraklara dikkat etmesi gerektiğini belirtti.

Özellikle pazara getirilen hayvanların mutlaka veteriner hekim raporunun olması gerektiğini ifade eden İnağ, şunları söyledi.

”Tarım ve Köyişleri Bakanlığımızın uygulamalarına göre üreticilerimizin, kurbanlık hayvanlarını pazara sevk ederken zorunlu olarak, İl ve İlçe Tarım Müdürlüklerinden pasaport, menşei ile veterinerlik belgelerini almaları ve mutlaka yanlarında bulundurmaları gerekmektedir. Önemli bir konuda sağlığa uygunluk ve sağlığımızdır. Bu nedenle, ilgili makamlarca belirlenen kesim yerleri dışında kurban kesilmemesi önem arz etmektedir.”

-”ÜRETİCİ TEŞVİK EDİLMELİ SÜT TÜKETİMİ ARTIRILMALI”

Son yıllarda et fiyatlarının aşırı arttığını anlatan İnağ, bu artışı hayvan sayısının azalmasına bağladı.

Özellikle bu durumun önüne geçilmesi için üreticilerin teşvik edilmesi gerektiğini ifade eden İnağ ”Türkiye’de bence ilk önce hayvan bakıcıları desteklenmeli, teşvik edilmeli. Süt fiyatları çok düşük seviyelerde. Süt tüketimi yok denecek kadar az. Bu nedenle insanlar hayvanlarını satıyor. Üretici teşvik edilmeli süt tüketimi arttırılmalı. Ancak o zaman hayvanlarımız çoğalır ve fiyatlar düşer” dedi.

Edirne’de son 5 yıllık kurbanlık canlı baskül fiyatları (TL olarak) şöyle:

 

YIL KOÇ DİŞİ KOYUN KEÇİ DANA DÜVE İNEK
2005 5,50 4,00 3,75 5,00     - 4,00
2006 6,00 4,50 4,00 5,50     - 4,00
2007 6,50 5,00 4,50 6,00     - 4,50
2008 7,00 5,50 5,00 6,80     - 5,00
2009 11,00    - 6,00 9,00     - 7,00

Yazı kategorisi: Ekonomi, Güncel Haber - Yorum, Yaşam, haber | Etiketler: , , , , , | » yorum bırak;

13 Kasımda vizyona girecek filmler

Yazan: huseyinsaglam 10 Kasım 2009

Yapım: 2009 ~ ABD ,  Kanada

Tür: Aksiyon ,  Bilim Kurgu ,  Dram ,  Gerilim

Oyuncular: John Cusack ,  Amanda Peet ,  Danny Glover , Thandie Newton ,  Woody Harrelson

Yönetmen: Roland Emmerich

Senaryo: Roland Emmerich ,  Harald Kloser

Yapımcı: Roland Emmerich ,  Harald Kloser ,  Mark Gordon

Görüntü Yönetmeni: Dean Semler

Görüntü Yönetmeni: Harald Kloser

Dağıtım: Warner Bros

Filmin Websitesi: http://www.sonypictures.com/movies/2012/

Süre: 2 saat 17 dk

Gösterim Tarihi: 13 Kasım 2009 (Türkiye)

Büyük bütçeli felaket filmlerinin değişmez yönetmeni Roland Emmerich yine benzer bir yapımla karşımızda. Bazı teorisyenlere göre 21 Aralık 2012 tarihinde dünyanın sonunun geleceğini öngören Maya medeniyetinin bu öngörüsünün doğru çıktığı bir geleceğin anlatıldığı 2012 adlı filmde insanların hayatta kalma mücadelelerine tanık oluyoruz. Filmin kadrosu oldukça sağlam: John Cusack , Thandie Newton , Woody Harrelson , Amanda Peet , Danny Glover , Oliver Platt ve Chiwetel Ejiofor ilk göze çarpan isimler.

================

Turnuva

Turnuva

Dünyanın en acımasız 40 katili bir turnuvada buluşur. Bol kanlı ve tiksindirici bir turnuvaya hazır mısınız?

===============================

Suluboya

Suluboya

Cihat Hazardağlı ’nın yönettiği ve Sarp Alemdaroğlu, Haluk Bilginer, Savaş Dinçel ile Cansel Elçin ’in oynadığı The Watercolor – Suluboya , 13 Kasım 2009 ’da Haz-Art Production tarafından vizyona çıkarılıyor.

Resme çok yetenekli olan 12 yaşındaki Marco ’nun hayalleri, babasının onu bir gün üç sokak ressamı ile tanıştırmasıyla bambaşka bir boyuta geçer. Marco, ressamların birlikte büyüttüğü 18 yaşındaki resim öğretmeniLorella ’ya aşık olur fakat Lorella suluboya resmi küçümseyen bir sanat koleksiyoncusuna aşıktır. Marcogeleceğin en büyük suluboya koleksiyoncusu olmak için bulduklarını biriktirmektedir.

Yazı kategorisi: Güncel Haber - Yorum, Yaşam, film | Etiketler: , , | » yorum bırak;

Öğrenci Tipleri :)

Yazan: huseyinsaglam 10 Kasım 2009

ÖĞRENCİ TİPLEMELERİ

1)İnekler 

Sınıfta bön bön bakınırlar daha siz soruyu çözmeden cevap verir sizi çileden çıkarırlar.Bu adamlar yüzünden derste hiçbir şey öğrenemeyen arkadaşlarımız bu tipleri çıkışta yakalar ve intikamını alır.Genelde zekidirler fakat bazıları ezber yöntemini iyi kullanır.

2)Ağır ağabeyler

Bunlarında yukardaki inek arkadaşlarımızdan farkı derslerde iyi olmamalarıdır.Kimseyle konuşmazlar kendini üstün görürler.Olayları iyi analiz etme ve yerinde müdahele etme yetenekleri sayesinde muritlerine (sınıftaki başı boş salaklara) ağabeylik yaparlar.Çoğu boş adamdır.

3)Yaramazlar

Deyim yerindeyse tam bir fırlamadılar.Öğretmenlere yapmadıkları kalmaz.Sınıfın altını üstüne getirirler.Hemen kendine benzer birkaç arkadaş bulup bu eylemlerini okulun geneline yayarlar.Velileri okul yolunu aşındırsa bile bu arkadaşlar için tek çare müdür odasıdır.Sopayı yiyince rahatlayan arkadaşlarımız için psikolojik danışmanlar bile yetersiz kalır.Aralarından okul 1.si çıkanlar bile vardır.Şımarık olmaları kendilerini durduramaz olmalarından kaynaklanıyor olabilir.

4)Süt Çocukları

7 yaşında ilk kez annesinden ayrılan arkadaşlarımız 18 yaşına gelse bile aynıdır.Bazıları hiç uzamaz.Sınıfın maskoturlar.Yaramaz arkadaşlarımızın eğlence kaynaklarından biri olup iyi çocuklardır.

5)Yetenekliler

Ders olsun,spor olsun vb. gibi konularda herkes den daha yeteneklidirler. Kısaca tüm öğrencileri birleştirseniz böyle bir ürün çıkar.Sanki içinde her öğrenciden bir paça vardır.
Sınıf takımı kaptanıdırlar.Okulda saygı görürler.Delikanlı adamlardır.

6)Vurguncular

Tüm sınavların ne zaman olacağını bilirler.Derslere gelmez , ödevleri yapmazlar.
Sınav anı arkadaşlarından ne buldularsa geçirirler.Yüksek not alanları mevcuttur.Bazıları bu eylemi gerçekten çalışıpda yapamadıkları için gerçekleştirir.

7)Dalkavuklar(YALAKALAR)

Müdür,müdür yardımcısı , öğretmenler,hademe , çaycı , kantinci kısacası bu adamı herkes tanır.
Ağzı laf yapar,notları yüksektir.Hocalar bu tiplere bayılır.Vay hocam ne güzelsiniz vay hocam bu ne yakışıklılık , Salih abi büğün gene karizmasın sözleri ağızlarından düşmez .

8)Uykucular:

Bütün ders uyurlar.Bazıları öyle dalar ki zilin çaldığını duymayıp eve üç beş saat sonra gider.Hayati fonksiyonlarını okula geldiği anda otomatik olarak durdurur.Horlayanları mevcuttur fakat sınıf için bir tehdittirler bu türleri.

9) İspiyoncular:

Bu tür en çok rastlanan tür olup hemen hemen her sınıfta iki üç tane mecvutur sınıfta olan her şeyi anında hocaya yada müdüre ihbar ederler.Ani baskınlara yenik düşen arkadaşları bu tipleri yakaladıkları anda güzel bir şekilde dövebilirler.

10)Çapkınlar:

Dişi sinek görse asılma eylemi gösteren arkadaşlara biz ÇAPKINLAR diyoruz.İlğinçtir ama çoğunun sabit bir kız arkadaşı yoktur.Günü gününe yaşarlar.Bazıları yakışıklıdr.Ağızları iyi laf yapar.Şaçları hep diktir.Sabah kalkınmış güzelce ineğe yoksa buzağı, keçi , koyun gibi hayvanlara saçları yalatılmış dişler fırçalanmış ve okula gelinmiştir.Bakımlıdırlar , kendilerine göre karizmaları mevcuttur.

11)Şakacılar

Her sınıfta vardır. O yoksa dersin heyecanı yoktur.Her şeye anlamlı bir espiri bulurlar.Tek rakipleri CEM YILMAZ’dır.Sınıftaki yerleri ayrıdır.Hep gülerler.Hocalar bazen azarlasalarda onlarda bu arkadaşlarımızı sever en üstünde tutarlar

Yazı kategorisi: komik, İlginç & Komik | Etiketler: , , , | » yorum bırak;

Matematikçilerin Kamyon Arkası Yazıları : )

Yazan: huseyinsaglam 10 Kasım 2009

-Pi`yi 3 alacaksan güzelim, ben seni böyle de severim

-Hatalıysam hesap et: 2x-2y=21 / x+y=5 / x=? y=?

-3 bilinmeyenli denklem çözerim, geçme beni çok pis ezerim

-Küsüratım bile olamazsın

-Gülü soluncaya, seni lim x -0+ 1/x`e kadar seveceğim

-En son sollayanı çarpanlarına ayırdım

-Sağlama bizim işimiz, sen soldan geç

-O şimdi iki bilinmeyenli denklem

-Hızlıysam , limitini bul !

-Aritmetiğin ustasıyım, geometrinin hastasıyım

-Pisagor sağolsun -Birden gelip, sonsuza giderim

-Özel dersin saati 60 milyon

Yazı kategorisi: komik, İlginç & Komik | Etiketler: , , , | » yorum bırak;

Domuz gribinden bunlarla korunun

Yazan: huseyinsaglam 31 Ekim 2009

Bulaşıcı hastalıklardan korunmanın en etkin, en kolay ve en ucuz yolu o hastalığa karşı aşı yaptırmak. Sonra gribe karşı bünyenizi güçlendirecek soğan, sarımsak, nar, portakal, greyfurt, yeşil biber, maydanoz gibi meyve ve sebzeleri tüketmek. Tabii en önemlisi, ellerinizi sürekli yıkamak. Çünkü mikrop ellerden bulaşıyor.

Bağışıklık sisteminiz ne kadar güçlü olursa domuz gribine karşı vücut direnci de o kadar artar. Özellikle yaz mevsiminden kışa geçişte zayıflamaya başlayan bağışıklık sistemini güçlendirmek adına meyve ve sebze tüketiminin artırılması gerekiyor. Çünkü meyve ve sebzeler, bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudun hastalıklara karşı direncini artırır. Bunun yanı sıra balık, kırmızı et ve bakliyat yemek insanı dinç tutar. Soğan ve sarımsak da gribal enfeksiyonlara karşı kalkan görevi gören çok önemli iki besindir. Soğanı ve sarımsağı yemeklerle tüketebilir ya da çiğ olarak da yiyebilirsiniz. E vitamini de bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkilidir. Yeşil yapraklı sebzeler, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar ve kuru baklagillerin yeterli miktarlarda tüketilmesi önemlidir.

Domuz gribine karşı portakal ve mandalina!

Portakal-mandalina, greyfurt: Kış mevsiminin vazgeçilmez meyveleri arasında yer alan narenciye grubu meyveler, içerdikleri zengin C vitamini ile hastalıklara karşı vücudun savunma mekanizmasını harekete geçirir. Mandalina, greyfurt, portakal ve limon suyu karışımı, domuz gribine karşı çok iyi bir beslenme kaynağıdır.

Elma: Elma, içerdiği E ve C vitaminleri gibi antioksidan öğeler ile bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı direnci artırır.

Nar: Antioksidan kapasitesi oldukça zengin olan nar da önemli miktarda potasyum, lif, C vitamini ve niasin (B3 vitamini) içermektedir. Bu zengin içeriği ile gribal enfeksiyonlarının düşmanı olan bir besindir.

Yeşil sivri biber

Özellikle kuşburnu, kırmızı ve yeşil sivri biber, kivi, maydanoz ve rokada bulunan C vitamini miktarı; portakal, mandalina ve limonda bulunan C vitamini miktarı kadardır.

Yazın tüketilen salatayı kışın da bolca yiyin!

Salata, gribe karşı öğle ve akşam yemeklerimizin vazgeçilmezi olmalı. Özellikle bu dönemde ıspanak, kereviz, pırasa, havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, maydanoz bolca yenilmelidir.

Gribe karşı ıspanak çorbası

Ispanak, kuru soğan, bulgur ve kıymanın bir arada yer aldığı hem lezzet açısından hem de besin değeri açısından kaliteli bir çorba, gribal enfeksiyonlara karşı çok önemli bir önlemdir.

Çocuklarınızı gripten korumak için sebzeyi sevdirin!

Domuz gribine karşı çocukların da bol miktarda sebze yemesi gerekir. Bunun için kış sebzeleri onların tüketmeleri için cazip hale getirecek şekilde hazırlanmalıdır. Örneğin; kereviz yemeğini sevmeyen çocuğa, bu sebzeyi rendeleyerek, yoğurda karıştırmak, içine bir miktar da ceviz ekleyerek çocuğa sunmak, aynı şekilde ıspanak yemeğini sevmeyen çocuklara, ıspanağı bir iç olarak kullanarak; börek, poğaça ya da krep yapılması ve çocukların bu besinleri tüketmeleri sağlanmalıdır.

Domuz gribine karşı haftada bir gün kuru fasulye ya da nohut yiyin

Özellikle etli kurufasulye veya nohut yemeği haftada en az bir gün tüketilmeli.

Baklagil çorbası

Bulgur, kurufasulye, kuru soğan ekleyip hepsini blender’dan geçirerek, biraz da sıvı yağ eklemek suretiyle besin değeri yüksek bir çorba hazırlayabilirsiniz.

Ihlamur, adaçayı ve kuşburnu kurtarıcıdır.

Vücut ısısını dengede tutabilmek için bol sıvı alımı gerekir. Bu nedenle, her gün en az 2-2,5 litre (12-14 su bardağı) su içilmeli, sıvı alımının karşılanmasında ıhlamur, adaçayı, kuşburnu çayı, açık çay gibi içecekler tercih edilmeli.

Suya sabuna bol bol dokunun

Kışın daha dikkatli olunmalı

Domuz gribi kış aylarında daha çok yaygınlaşır; çünkü, güneş ışığının UV etkisi bu mevsimde yaza göre daha azalır. Hastalığın etkeni olan virüs, soğuk ve nemli ortamda daha uzun süre canlılığını koruyor.

Yakın temastan kaçının!

İnsanlar kışın daha dar mekânlarda, özellikle çocuklar okullarda birbirleriyle yakın temas halindedir. Böylelikle domuz gribinin hızla yayılması için uygun ortam oluşur. Nitekim son günlerde, bazı okullarda salgınlar ortaya çıkmaya başladı bile.

Domuz gribi aşısı olun

Bulaşıcı hastalıklardan korunmanın en etkin, en kolay ve en ucuz yolu o hastalığın aşısını yaptırmaktır. Sağlık çalışanları, hamile kadınlar, kalp, akciğer, karaciğer hastalığı veya kanser gibi önemli bir hastalığı olanlar, öğrenciler ve hastalığın yaygın olduğu ülkelere seyahat edecek olanlar öncelikle aşı olmalı.

Aşı olana kadar;

Ellerinizi sık sık, özellikle öksürdükten veya hapşırdıktan sonra su ve sabun ile yıkayın. Öksürürken veya hapşırırken ağzınızı kâğıt mendil ile kapatın. Kullandığınız mendili çöpe atın. Öksürdükten veya hapşırdıktan ya da hasta olma ihtimali olan biri ile el sıkıştıktan sonra, elinizi yıkayıncaya kadar; gözünüze, burnunuza veya ağzınıza sürmeyin. Hasta kişilere yakın temastan sakının. Temas zorunlu ise maske ve eldiven kullanın.

Seyahatlerde dikkatli olun!

Hastalığın yaygın olduğu bir ülkeye seyahat edecekseniz bu seyahatinizi aşı yaptırana kadar erteleyin.

Seyahatinizi ertelemeniz söz konusu değilse, o zaman yukarıda belirtilen tedbirlere azami dikkat ve özeni gösterin.

Yanınızda maske, eldiven, alkol bazlı el dezenfektanı ve kâğıt mendil bulundurun.

Sağlık sigortanızın geçerlilik süresini ve gideceğiniz ülkede geçerli olup olmadığını kontrol edin. Doç. Dr. Kenan Keskin

Çocuklarınızı domuz gribinden koruyun!

Domuz gribi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de panik havası estirmeye devam ediyor. Uzmanlar, sık sık alınması gereken tedbirler konusunda halkı bilgilendirirken, Sağlık Bakanlığı özellikle okullardaki salgınlara dikkat çekiyor. Nitekim bu H1N1 virüsü en çok okullarda baş gösterdi. Çünkü solunum yoluyla kolayca bulaşabilen virüs, minik bedenleri kolayca hasta edebiliyor. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Bakır’a göre çocukların vücudu daha önce bu virüsle karşılaşmadıkları ve kanlarında bu virüsü koruyucu bir antikor taşımadıkları için hemen hastalık mikrobunu kapabiliyor. Üstelik bağışıklık sistemleri de henüz tam olarak gelişmediği için okullarda bir salgın halinde yayılabiliyor. İşte bu noktada okul yetkililerine ve de velilere büyük iş düşüyor. Çünkü çocukları bu virüsten koruyacak tek şey belki de doğru bilgilendirme olacak. Prof. Dr. Bakır’ın söylediklerinden yola çıkarak birkaç başlık altında aşağıda yapılması gerekenleri özetledik.

Okullarda alınması gereken tedbirler

Okul girişine termal kamera ya da ateş ölçerler yerleştirilerek hasta öğrenciler tespit edilebilir

Hastalık belirtisi olan çocuk hemen arkadaşlarından uzaklaştırılmalı ve ailesine haber verilmeli.

Çocuklar hastalıkla ilgili bilgilendirilmeli ve yapması gerekenler anlatılmalı.

Öğrenci tuvaletleri sık sık temizlenmeli ve ellerini rahatlıkla yıkayabileceği bir ortam hazırlanmalı.

Mümkünse okul duvarlarına el dezenfektanları yerleştirmeli.

Başta sıralar olmak üzere, kapı kolları, klavyeler, askılıklar, dolaplar ve çocukların ortak kullandığı her aksesuar her gün temizlik personeli tarafından iyice temizlenmeli, (Bunlar deterjan içermeyen maddelerle, mikrop öldürücü temizleme losyonları ya da suyun içine yüzde 1 oranında çamaşır suyu katılarak yapılmalı).

Sınıflar her teneffüs havalandırılmalı.

Velilerin yapması gerekenler

Sık sık çocuğunu ellerini yıkaması konusunda uyarılmalı, özellikle toplu taşıma araçlarından indiklerinde hemen ellerini yıkanması öğütlenmeli.

Çocuklar hapşırdıklarında ağızlarını mendille, mendil yoksa dirseklerine doğru ağızlarını kapatarak hapşırması söylenmeli.

Sınıfta veya okulda hapşıran, aksıran ya da hasta görünen çocuklara yaklaşmamaları tembihlenmeli.

Kapalı ve kalabalık yerlerde bulunmaması gerektiği anlatılmalı.

Çocuğun kaldığı odayı sık sık havalandırın.

Hasta çocuk doktora götürülmeli ve anti viral ilaçlar almalı.

Çantasına alkollü dezenfektanlar konulmalı ve kullanması gereken noktalar izah edilmeli.

Hastalığı geçirmekte olan bir çocuk, ateş düştükten 24 saat dahil olmak üzere evinde kalmalı.

İnsanlarla mümkün olduğu kadar az görüşmeli.

Çocukların bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için;

Aşılar eksiksiz olarak yapılmalı.

Düzenli beslenmeye önem verilmeli.

Çocukların sebze ve meyve tüketimini artırılmalı.

Hazır meyve suları yerine çocuklara taze sıkılmış meyve suları içirilebilir.

Yeterli ve kaliteli uyumaları sağlanmalı.

Hekim önerisi olmadan ilaç kullanılmamalı.

Düzenli sağlık kontrolleri ihmal edilmemeli.

Zaman/Haber 7

Yazı kategorisi: Genel, Sağlık, Yaşam | Etiketler: , , | » yorum bırak;

Elma Sirkesi

Yazan: huseyinsaglam 31 Ekim 2009

 

 

Her bir elma çekirdeğine koskoca kimya fabrikalarının 10 mikrona küçültülen şifreleri yerleştirilmiştir.
Elmanın terkibindeki maddeleri eksiksiz yapabilmek için gerekli olan bu fabrikalar ağaç olduktan sonra demiri terkibine alır, kemik iliği ve kanın temel maddesi olan +2 değerlikli demiri korumak için özel elma asidi hazırlar ve bu terkibin hassas mideleri rahatsız etmemesi için yine terkibine karbonat iyonları ekler. Tabiî bunların hiçbirisi elmanın kendi kendine almış olduğu kararlar ve uygulamalar değildir.. Elmanın terkibinde varolan harika iksirlerin en önemlilerini şöyle sıralamak mümkündür:

Kansızlara müjde!
Terkibindeki hususî meyve şekeri ile doğrudan doğruya karaciğer hücrelerini korur. İçindeki meyve asitleri, bir yandan +2 değerli demiri ve C vitaminini bozulmaktan korurken, diğer yandan karaciğerdeki kimyevî faaliyetlerde yapıtaşı rolü oynar. İki değerli demir iyonları alyuvarların yapısı için gerekli olan kanın temel elemanlarındandır. Kansızlık hastalarına ilâç şeklinde verilen demiri +2 değerinde tutmak çok zor olduğundan ayrıca C vitamini de verilir, bağırsaklardaki +3 değerlikli demir bağırsaklara zarar vermekten öteye geçmez. Elma, terkibinde taşıdığı bikarbonat iyonları sayesinde sindirimi kolaylaştıran tek meyvedir. Elmada suda eriyen vitaminlerin tamamı mevcuttur. Yüksek miktardaki C vitamini bir insanın günlük C vitamini ihtiyacına denktir. Elmanın kökleri vasıtası ile topraktan aldığı Fe iyonunu indirgeyerek +2 değerli Fe haline getirmesi başlı başına bir mucizedir. Zira; böyle bir faaliyetin elmaya, uzaktan-yakından bir faydası yoktur. Üstelik +3 değerli demiri, +2 değerli demir haline indirgemek fevkalâde zor bir kimyevî işlemdir ve bir elmada bulunan iki değerli demir, milimi milimine bir insanın günlük demir ihtiyacı kadardır.

Mucizevî bir içecek: elma sirkesi
Sık sık üşütür müsünüz? Veya kendinizi yorgun ve bitkin hisseder misiniz?

Bir de elma sirkesi tedavisini deneyiniz!

Peygamber Efendimiz (sas) birkaç hadîs-i şeriflerinde sirke hakkında (üzüm veya elma ayrımı yapmadan) oldukça iltifatkâr ifadelerde bulunarak, sirkeye dikkatleri çekmiş ve; “Sirke ne güzel katıktır. Allahım! Sirkeyi bereketlendir. Çünkü sirke benden önceki peygamberlerin katığı idi. İçinde sirke bulunan ev fakirleşmez.” buyurmuşlardır. Nitekim daha sonra gelişen İslâm tıbbına dev eserler veren başta İbn-i Sînâ olmak üzere, birçok ilim adamı sirkenin özelliklerinden bahsederler.

Ancak, modern tıbbın ve eczacılığın abartılı baskısı sebebiyle uzun süre elma sirkesi ile yapılan tedavi unutulmaya yüz tutmuştu. Şifa kaynağı olarak tekrar keşfedilmesini öncelikle Amerikalı tabib Dr. De Forest Clinton Jorvis’e (1881-1945) borçluyuz. Bu işe gönül vermiş olan Amerikalı doktor, hastalarının yaptığı sirke mayalama işlemlerini notlarına kaydetmiştir. Eseri ancak ölümünden sonra yayınlanmış ve yüksek miktarda satılmıştır.

Günümüzde elma sirkesi, şifa kaynağı olarak gerçek bir rönesans devri geçirmektedir. İster dahilî, isterse haricî kullanımda, vücudumuzun her bir parçası, sirkenin içindeki değerli maddelerden, hayatımız için önem arz eden çok sayıda mineral ve vitaminlerden yararlanmaktadır.

Akut ve kronik sağlık problemlerin elma sirkesiyle tedavisinde püf noktası sayılabilecek hususlar üzerinde durmak gerekir. Cilt rahatsızlıkları, yaralanma ve güneş yanığında olduğu kadar baş ağrısı, mide rahatsızlığı ve kadın hastalıklarında kişiye hem güç-kuvvet verir, hem de kişiyi dinlendirebilir. Mucizevî tesirini soğuk algınlığı ve ateşli durumlarda da gösterir.

Günümüzde yürütülen araştırmalar sonunda elma sirkesinde; vitaminler, mineraller ve tabiî asitler başta olmak üzere birtakım değerli maddelerin bulunduğu keşfedilmiştir.

Böylelikle eski devirlere ait, elmadan elde edilen sirkenin sadece yemeklerin hazırlanması ve konserve yapımında kullanılmadığına dair bilgiler teyit edilmiş oluyor. Eski Mısır’da kadınlar, elma sirkesini güzellik bakımında kullanırlardı. Asurluların kulak ağrılarını, sirkeli bandajlarla tedavi ettikleri rivayet edilmektedir. Antik devirde tıbbî ilâç olarak kullanılmış ve hararet kesici içecek olarak kabul edilmiştir. Orta Çağ’da Hildegard von Bingen (1098-1179) elma sirkesinin şifalı tesirine dayanan ve bugün tekrar keşfedilen birçok reçete ve tedavi metotları hazırlamıştı.

Elma sirkesi nasıl yapılıyor?
Gözümüzle görmediğimiz sirke bakterileri, Allah’ın kendilerine verdiği mükemmel fermantasyon mekânizması ve enzimleriyle, tatlı olan her meyveyi sirkeye dönüştürme hususiyetine sahip kimya fabrikalarıdır. Her tatlı meyve, sirkeye dönüşebileceği halde en çok kullanılanlar üzüm ve elmadır. Elma, ne zaman mayalanırsa, o zaman sirke meydana gelir. Mayalanma esnasında şekerli sıvı oksijensiz durumda alkole dönüşür. Eğer sıvının üstü örtülüp kapatılmaz, açık hava ile teması sağlanırsa elma sirkesi oluşur. Sıvı az miktarda alkol kalırsa da havalandırma yapılarak bu süreç hızlandırılabilir. Sirkenin mayalanması kendi haline bırakılırsa haftalar, hattâ aylar sürebilir. Bu işlemi hızlandırmak için profesyonel sirke üreticileri sıvı haldeki meyveye, özel sirke bakteri kültürü enjekte ederler.

Satın alırken dikkat etmeli
Hakiki elma sirkesi bütün haldeki meyvelerden üretilmektedir. Buna meyvenin leziz etli kısmı ile pek çok kıymetli maddeleri ihtiva eden kabuğu ve çekirdek yuvası da dahildir. Dibinde posası olan ve bulanık gözüken bir şişe sirke ilk anda itici olabilir, ancak esas faydalı olan maddeler tabiî haldeki bu bulanık sirkede kalabilmektedir. Sirke istenirse filtreleme ve buharlaştırma suretiyle berraklaşır. Ne var ki bu işlemlerde birçok vitamin, mineral ve iz elementler yok olmaktadır; yüksek ısıda çok sayıda biyolojik maddeler kaybolmaktadır. Bu sebeple sürekli tabiî halde bulanık olan elma sirkesini tercih ediniz. Hafifçe çalkaladıktan sonra üzerinde köpük meydana geliyor veya dibinde koyu posası varsa, bu sirkenin kaliteli olduğuna işarettir.

Elmaların kaynağı
Sirkenin kalitesi bunun için kullanılan elmaların kalitesine bağlıdır. Meyve ne kadar çok kimyevî maddelere maruz kalırsa, bu meyveden üretilmiş sirkede o kadar çok zararlı madde görülür. Şişedeki etiket elmanın kaynağı üzerine bilgi verebilir. Ziraî ilâç, sunî gübre, hormon vs kullanmadan üretilen elmalardan yapılan sirke en kaliteli sirkedir. Tamamen eski usul ziraatle üretilmiş temiz elmalardan yapılan sirkede daha az çevre zehiri görülecektir.

İhtiva ettiği birçok maddeler elma sirkesini sağlıklı kılıyor
Elma sirkesinin ihtiva ettiği çok sayıda maddelerden, meselâ, sirke asidi veya pektinin vücudumuzdaki tesirleri tam olarak bilinmektedir.

Asitler genelde, yakan ve dağlayan sıvılar olarak bilinir. Temizlik ilâcı ve lâboratuar asiti için doğru olan bu bilgiler, elma sirkesindeki asetik asit için geçerli değildir. Vücudumuzun metabolizması için bu meyve asitleri (malikasit, pirüvikasit, sitrikasit) enerji ve yapıtaşı sağlamaktadır. Bağırsaklarda emilen bu asitler, hücrelerde yakılmakta veya diğer maddelere dönüştürülmektedir.

1.Sirke asidi: Metabolizmanın çalışmasını sağlayan yakıt olan sirke asidi, metabolizmada bir yan ürün olarak meydana gelir. Gıdalarla bünyemize aldığımız yağ ve karbonhidratların, sirke asidinin yardımı olmaksızın sindirilmesi hemen hemen mümkün olmayacaktı denilebilir. İnsan metabolizmasının mükemmel çalışabilmesi için yaklaşık 100 gram gereklidir. Kim muntazaman elma sirkesi tüketirse, sindirimi kolaylaştırmış ve metabolizmasını harekete geçirmiş demektir.

2. Kanser ve yaşlanmaya karşı radikaller avcısı
Solunum ve gıda vasıtasıyla bünyemize sürekli “serbest radikaller” almaktayız. Bunlar hücreye zarar verici maddeler olup, metabolizmayı bozarak kansere bile yol açabilirler. A vitaminin ön maddesi olan beta-karoten ve E-vitamini, elma sirkesinde bulunan çok önemli maddeler olup, bu zararlı serbest radikalleri yok etmektedirler.

3. Pektin, kan damarların kireçlenmesinden korur
Elma gibi birçok meyvenin sindirilmeyen selülozlu posa kısmında bulunan pektin maddesi, vücudumuzda bulunan kolesterolden meydana gelen safra asidini bağlar. Ne kadar çok safra asidi pektin vasıtasıyla yok edilirse, o kadar çok kolesterolü kandan çekilerek safra asidine dönüştürülür. Böylece kandaki zararlı olabilecek kolesterol azaltıldığından kalb ve damar hastalıklarına karşı korunmuş olursunuz.

4. Osteoporoza karşı kalsiyum kaynağı

Elma sirkesi yüksek miktarda kalsiyum, yani insan vücudunun (kemik ve dişler başta olmak üzere) en temel mineralinden birini ihtiva etmektedir. Organizmamız, gıdalarımızda kalsiyum azaldığı takdirde metabolik reaksiyonlar için gerekli kalsiyumu sahip olduğu kaynaklardan çekmeye başlar. Bu yüzden kemikler mineral bakımından fakirleşir ve osteoporoz (kemik erimesi) ortaya çıkabilir.

Bundan başka elma sirkesi, bağırsak cidarından kalsiyumun geçişini kolaylaştıran sitrik asit (limon asidi) de ihtiva eder.

Günlük sirke tedavisi
Elma sirkesinin şifalı gücünden gerektiği şekilde istifade etmek ve vücudunuzu zehirlerden arındırmak istiyorsanız, bu süre içinde ek olarak sigara, kahve veya alkol gibi zevk veren maddelerden uzak kalırsanız, birden kendinizi iyi hissettiğinizi göreceksiniz. Bir gün boyunca sadece hafif, ama kıymetli gıdalar alınız. Buna ilâveten su, bitki çayı ve meyve suyu içiniz. Kalan iki günde sadece sıvı gıdalar alınız. Günde üç kez elma sirkesi, bal karışımı, ek olarak maden suyu, bitki, meyve çayı ve sebze püresi olarak; üç günlük perhizden sonra tekrar normal hayatınıza devam edebilirsiniz.

Cilt ve saç bakımı
Elma sirkesi bilhassa kozmetik sahasında tesirini ciddi şekilde göstermektedir. Çünkü pH değeri cildimizle aynı değerdedir. Tabiî sirke asidiyle cildimizin tabiî asit tabakası dengelenir ve cildimizin en dış tabakası altındaki kan dolaşımı harekete geçirilir. Böylece cildimiz nazik ve yumuşak kalır. Ayrıca elma sirkesi mantar ve bakterilerin gelişmesini engeller.

Duş veya banyodan sonra vücudumuzu, elma sirkesi karıştırılmış su ile ovunuz veya banyo suyuna bir bardak sirke ilâve ediniz.

Cildinizin pürüzsüz ve yumuşak kalması ve tırnaklarınızın kırılmaması için 4-6 haftalık, elma sirkesi-bal karışımı temel tedavi tavsiye edilmektedir. Kuru cilt ve çatlak tırnaklara aynı nispette elma sirkesi ve zeytinyağı sürülürse iyi gelir.

Cilt problemlerine dair püf noktaları
Döküntülü kısımları olan cildin üzerine inceltilmiş sirke ihtiva eden tampon sürülürse derhal döküntü kaybolur. Diğer cilt problemleri ise daha inatçıdır. Güvenilir ev reçetesi olarak özel bir sirke macunu geliştirilmiştir. Cildinizde oluşan siğil ve nasırları elma sirkesi-tuz hulâsası ile kontrol altına alınabilirler.

Elma sirkesi tuz hulâsası
Birçok kez kullanıldığında elma sirkesi-tuz hulâsası cilt değişimlerine karşı tesirli olmakta; bereler, şişmeler iyileşmektedir. Ayrıca hemoraji (kanama)’nın yayılması önlenmekte, iltihabî süreçler de gerilemektedir. Bir ölçek mutfak tuzunu dört ölçek elma sirkesinde erittikten sonra günde birkaç kere ilgili yerlere tamponla sürüldüğü takdirde kısa sürede tesiri görülecektir.

Elma sirkesi macunu
Elma sirkesine ek olarak çörekotu tohumu ve yağı, ayrıca nar kabuğu ile hazırlanmaktadır.

1. İki bardak elma sirkesini bir bardak öğütülmüş çörekotu tohumuyla karıştırınız.

2. Altı-yedi saat bu karışım bekletilir ve bir kompres veya benzer bir şeyle süzülür. Daha sonra 24 saatliğine çökelmeye bırakılır.

3. Arta kalan sıvı kısmını dökünüz, elde edilen çökeltiyi öğütülmüş nar kabuğu ve elma sirkesiyle 4; 2; 1 nisbetlerinde karıştırıp, fırında kısa bir süre ısıtınız.

Bu macunun altına aynı miktarda saf çörekotu yağı sürünüz. Geceleyin hastalıklı bölgeye sürülen bu macun; sivilce, egzama, sedef hastalığı, ayaklarda mantar ve diğer ciltte oluşan acı veren rahatsızlıklara iyi gelmektedir.

Saç bakımı için
Parlak ve yumuşak saçlar için, saçları yıkadıktan sonra içinde ¼ ölçeğinde elma sirkesi bulunan sıcak su ile saçlarınızı durulayın. Aşırı saç dökülmesi genelde metabolizmanın düzgün işlememesinden kaynaklanmaktadır. Bu durumda da belirtilen elma sirkesi-bal karışımı iyi gelmektedir.

Her gün sağlıklı olabilmek için
Yorucu bir haftadan sonra, üzerindeki gerilimi ve bitkinliği kim gidermeyi istemez. Ne kadar yaşlanırsak, o kadar çok tahammül sınırını zorladığımızı hissederiz. Böyle bir durumda birtakım tesirli şifa kaynakları bize bahşedilmiştir. Mükemmel beslenme ve egzersizin yanı sıra elma sirkesinin günlük doğru kullanımı da önemlidir.

Enerji kaynağı olarak elma sirkesi
Ölçülü dozda alındığında elma sirkesi-bal karışımı yan tesiri göstermeyen bir hayat iksiri olup, bütün organizmamıza iyi gelmektedir. Sadece fizyolojik metabolizmaları değil, aynı zamanda bağışıklık sistemini de uyarmaktadır.

Elma sirkesi bal karışımı
Bir bardak suyu birer çay kaşığı elma sirkesi ve balla karıştırınız. Bu karışımı her öğün içiniz. Mide ekşimesi, gaz ve kabızlığa karşı sindirim üzerine teskin edici özelliği gösterirken, birçok tedavi süresince hızlandırıcı özelliği görülür. Meselâ sık sık burun kanamalarına karşı kanın pıhtılaşmasını sağlar.

Ameliyat olmanız icab ediyorsa bundan dört hafta önce bu karışımı almaya başlayınız.
Akşamleyin rahatlatıcı bir banyo

Haricen kullanıldığında elma sirkesi yorgun kasları tekrar zinde kılmaktadır. Bir küvet suya iki bardak sirke ilâve edildiğinde gergin kasları gevşetmektedir. Bütün gün ayakta kaldıktan sonra bazen ayaklarımızın şiştiğinden ve ağrıdığından şikâyet ederiz. Bu durumda, inceltilmiş elma sirkesiyle hazırlanan suda ayaklarımızın ağrılardan kurtulmasını ve dinlenmesini sağlayabilirsiniz. Banyo yapmanız müsait değilse, küvet veya bir leğene, ayak bilekleri suyun içinde kalacak şekilde, isteğe göre sıcak veya soğuk su doldurunuz. İki ve üç bardak elma sirkesi ilâve ediniz. Tamamen dinleninceye kadar, ayakları su içinde durdurup hareket ettiriniz.

Sağlığa dair A’dan Z’ye öğütler
Elma sirkesi ilâç olmamasına rağmen, içerdiği şifalı maddeler sebebiyle, aşağıda sayılan hafif rahatsızlıklarda iyi gelmektedir.

Yaşlılık şikâyetleri
Kalb ve sinirleri güçlendirmek için düzenli olarak elma sirkesi-bal karışımının alınması tavsiye edilmektedir. Buna ek olarak bir yudum akdiken suyu da, yaşlı kalbi takviye etmektedir. Çünkü bu şifalı bitki, hiçbir zarar vermeden kalb damarlarındaki kanın rahat dolaşmasını sağlamaktadır. İhtiva ettiği yüksek miktarda potasyum, zehirlerden arındırmakta ve dengeli su kullanımını sağlamaktadır. Bu durumdan bilhassa kalb kasları, damarları ve sinir hücreleri yararlanmaktadır.

Yaşlılık lekelerine karşı bir reçete
Yaşlılık lekeleri, elma sirkesi-soğan suyu karışımıyla giderilebilmektedir. İki soğanın suyunu sıkınız. Buna iki katı kadar elma sirkesi ilâve ediniz. Bu karışımı, geceleyin tesir gösterebilmesi için, akşamleyin sürünüz.

Gözler
Gözleriniz, okurken veya bilgisayar monitörü önünde çabuk yoruluyor mu? Açık ışığa karşı hassas mısınız? Her sabah alacağınız elma sirkesi-bal karışımı, vücudunuza A vitamini ve provitamin takviyesini sağlayacaktır.

Gaz ve kabızlık
Gaz çoğu kez, midenizi bozduğunuzda oluşur. Bağırsaklardaki kuvvetli gaz oluşumu ise sindirim organlarındaki bir arızaya işaret edebilir. Bazı insanlardaki ruhî sıkıntılar sindirim sistemine vurabilir, böylece çeşitli problemler ortaya çıkabilir. Sindirimin tam gerçekleşememesinin bir emaresi; yanlış beslenme veya yetersiz hareketten dolayı atalete düşmüş yani rahatsızlanmış bağırsağın semptomu olabilir. Günde birkaç kez içinde iki çay kaşığı elma sirkesi bulunan bir bardak su içiniz. İçinde elma sirkesi ve biraz tuz bulunan ılık ayak banyosundan da iyi sonuçlar elde edilmiştir.

Kadın rahatsızlıkları
Kadınların belli günlerdeki ağrılarını dindirmek için, sirkenin bilhassa büzüştürücü özelliğinden faydalanılmaktadır. Ayrıca kadınlarda çeşitli sebeplerle meydana gelen akıntılara karşı tesirlidir. En sık rastlanan akıntı sebebi, bağırsak veya idrar yoluyla kadınlara bulaşan mantar enfeksiyonudur. Alerji, başka organların enfeksiyonu, çeşitli hormonal veya metabolizma arızaları da akıntılara sebep olabilir. Hafif durumlarda genelde akıntılı bölgenin yıkanması iyi gelmektedir. Üç yemek kaşığı elma sirkesini iki litre ılık suya ilâve edip, bunu temiz bir şırınga ile akıntının kaynağını kurutuncaya kadar günde bir defa küvet veya plastik leğen içinde yıkanmasını sağlayınız. Korunmak amacıyla daha sonra haftada bir kez yıkamak yeterli olacaktır.

Hamilelik bulantısı
Sabahleyin kahvaltıdan biraz önce alınan içinde bir çay kaşığı elma sirkesi bulunan bir bardak su, sabah bulantısını giderebilir.

Mafsal ağrıları
Burada eski bir Amerikan ev reçetesi olan mineral-püresinden bahsetmek faydalı olacaktır. Bununla akut mafsal iltihabını (arthritis) tedavi etmeniz mümkündür.

Mineral-püresi
Yarım greyrfrut, bir portakal, bir limon, iki kereviz sapını küçük küçük doğrayarak dört bardak su ilâve edip bir saat kaynatınız. Daha sonra malzemeyi süzgeçten geçirip iki çay kaşığı elma sirkesi ve bir çay kaşığı İngiliz tuzu (magnezyum sülfat) ilâve ediniz. Sabah akşam bir yemek kaşığı, bu püreyi bir bardak su ile içiniz.

Baş ağrıları
Baş ağrısının birçok sebebi olmakla birlikte çoğu defa stres, boynun gerilmesi veya sıkışması gibi zararsız faktörlere dayanmaktadır. Ama baş ağrıları, başlayan enfeksiyona bağlı bir rahatsızlığın veya sinüzit, menenjit vs. gibi hastalıklarla birlikte görülebilir. Kendi kendinize tedaviye başlamadan önce bir doktora başvurarak esaslı bir organik hastalığın bulunmadığından emin olunuz. Ağrılarla birlikte ateş olursa veya şiddetli ağrılar geçmezse de hekiminize danışınız. Alnınızı ve şakaklarınızı biraz elma sirkesiyle ovarak çoğu kez hafif baş ağrısından kurtulabilirsiniz. Şikâyetler geçmezse, soğuk algınlığı için tavsiye ettiğimiz sirke buhar banyosunu denemelisiniz.

Mide şikâyetleri
Birçok insanın sağlık bakımından en zayıf olduğu nokta, strese ilk olarak tepki gösterdiği ve sıkıntı anında hastalanan midedir. Genelde böyle rahatsızlıklar ciddi olmayıp gerilim, küçük bir enfeksiyon veya hatalı beslenmeye dayanmaktadır. İshal, mide krampı ve bulantı hallerinde elma sirkesi tedavisi iyi gelmektedir. Bu tedaviden birkaç gün sonra mide şikâyetleriniz belirli bir şekilde iyileşmez, hattâ kötüleşirse bir hekime baş vurmalısınız.

Kullanımı: Bir kaşık elma sirkesini bir bardak suyla karıştırınız. İlk bardağı, beş dakikada bir çay kaşığı alınız. İkinci bardakta dozu ikişer çay kaşığına yükseltiniz. Üçüncü bardaktan 15 dakikada bir yudum alınız. Soğan veya yulaf ezmesi gibi yağ ve albümin bakımından fakir gıdalar hariç, semptomlar geçinceye kadar katı gıda almamalısınız.

Hıçkırığa, birkaç damla elma sirkesi bulunduran bir çay kaşığı şeker iyi gelmektedir.

Mide yanması
Herkesin tahminin aksine, yemek borusundaki sıkıcı yanma ve kaşıntıya mide asidinin artması sebep olmamakta, çoğu zaman bunun sebebi asit eksikliğidir, çünkü kuvvetli proteinli gıdalar gerektiği biçimde sindirilememektedir. İster iştah açıcı, isterse sindirime yardımcı olarak az miktarda konsantre elma sirkesi sindirime mucizevî bir katkı sağlamaktadır. Yemeklerinizi düzenli olarak bir yudum sirke ile tatlandırınız.

Dişler
Ağızda çürük, dişeti ve diğer iltihaplara fırsat vermek istemiyorsanız, muntazaman içinde bir çay kaşığı elma sirkesi bulunan bir bardak su ile ağzınızı çalkalayınız.

Seyahatte ilk yardım
Seyahatte yanınıza bir şişe elma sirkesi almanız, sizi birçok sıkıntılardan kurtaracaktır. Çünkü acil durumda sadece diş fırçası suyunu dezenfekte etmek için değil, aynı zamanda bağırsak enfeksiyonundan korunmak için elma sirkesi iyi gelmekte.

Bir yemeğin veya bir meşrubatın bakteri taşıyabileceği endişeniz varsa, ihtiyaten içinde iki çay kaşığı elma sirkesi bulunan bir bardak suyu içiniz. Bu şaibeli yemeği yeseniz dahi muhtemelen bu karışımı alarak arkadan bünye savunmaya geçebilir.

Böcek sokmalarında, zehirlenen bölgeye sirkeye bandırılmış bir tampon sürmekle ağrı ve şişmeler giderilebilir. Deniz kıyısına yapılan seyahatlerde, yakıcı mercanlar ve deniz analarının acı veren zehirlerine karşı elma sirkesi içeren bir kompres önemli fayda sağlayabilir.

Diğer yanıklarda olduğu gibi, güneş yanığında da ilk yardım olarak ilgili bölgeye inceltilmiş elma sirkesi sürünüz. Sirkenin serinletici hem de dezenfekte özelliği göstermektedir.

Soğuk algınlığı
İnsan çok çabuk soğuk almaktadır! Terli iken cereyana kapılmakdan ve ayakların üşümesinden sonra ilk emareleri görülür. Burun akar, boğazda kaşıntı başlar, ilk öksürük acı verir. Kendinizi terli ve ateşli hissedersiniz. Bilhassa başlangıç safhasında uyku, vitamin ve sıcak çaydan başka eski ev reçeteleri de iyi gelmektedir. Şikâyetleriniz gittikçe artarsa, bir hekime başvurunuz. Soğuk algınlığı çoğunlukla hafif bir nezle veya az bir boğaz ağrısıyla başlar. Ancak gittikçe bütün solunum yolunu sarma istidadındadır. Buna bakteriyel enfeksiyon eklenince sinüzit, farenjit, bronşit hattâ zatürree ortaya çıkabilir.

Sirke buğusu
Yassı bir kabın içine eşit miktarlarda su ve elma sirkesi koyup, buharlaşmaya başlayıncaya kadar ısıtınız. Isıttığınız bu kabın üzerine başınızı eğiniz. Kulak ağrılarında başınızı yanlamasına tutunuz. Buharın dışarıya kaçmaması için, başınızın üzerine bir havlu ile örtünüz. Sirke buharını burundan derin derin teneffüs ediniz. Azamî beş dakika buhar teneffüsü yapılabilir. Bu sirke buharı soluması, baş ve kulak ağrılarına, nezle veya burun tıkanıklığına iyi gelmektedir.

Ateş
Ateş çoğunlukla, bir enfeksiyon, soğuk algınlığı, gribal enfeksiyon veya klâsik bir çocuk hastalığıyla birlikte görülür. Ateşi, baldır sargısı veya sirkeli çoraplarla düşürebilirsiniz. Ancak ateşin nereden kaynaklandığını çözemediğiniz taktirde bu tedbirleri bir hekime danışarak alınız ve derhal tıbbî müdahalede bulununuz.

Bir miktar elma sirkesini, üç katı kadar soğuk su ile karıştırınız. İki el bezini bandırıp sıkınız ve her bir baldıra sarınız; üzerine de kuru havlu ile besleyin. Hastanızı sıcak tutun ve ihtiyaç halinde yarım saatte bir sargıyı yenileyin. Ayrıca bir çift yün çorabı soğuk sirkeli suya bandırınız. Sonra sıkınız. Çorapları giydikten sonra ayakları sıcak tutunuz.

Öksürük
Soğuk algınlığının ilk semptomları olarak ortaya çıkan öksürük, boğaz ağrısı ve ses kısıklığına, sıcak bir elma sirkesi işlemiyle müdahale edebilirsiniz. Küçük bir kapta ısıttığınız elma sirkesine eşit miktarda bal karıştırınız, bir veya iki saatte bir çay kaşığı alınız.

Boğaz ağrıları
Boğazda ilk olarak bir kaşıntı veya kuruma hissedilir. Bu durum yutma ve konuşma güçlüğüne dahi yol açabilir. Şiddetli boğaz ağrıları, geceleyin boğaza sarılan sirke-sulu sargı ile dindirilebilir. Bir el bezini, içine üç yemek kaşığı elma sirkesi karıştırılmış suya bandırınız. Bezi sıktıktan sonra boğaza bir bandaj gibi sarınız. Islak bezden dolayı üşümeye mani olmak için bir de kuru bez sarınız.

Bağışıklık sistemini güçlendirir
Çevrenizde ortaya çıkan her enfeksiyona yakalanmamanız için, korunmaya ihtiyacınız var. Sadece mükemmel bir savunma sistemi, virüs ve bakterilere karşı sürekli karşı koyabilir. Bağışıklık sitemini güçlendirmeye yönelik elma sirkesi-bal karışımı değerli katkı sağlayabilir.

Sonbahar ve ilkbaharda soğuk algınlığı periyodunun başlamasından yaklaşık dört hafta önce, günde üç kez sirke-bal karışımını almaya başlayınız. Beslenmenizi de, C vitamini ihtiva eden taze meyve ile takviye ediniz.

Ağacın dalında bize bakan elmaları bu kadar mükemmel hassalarla donatarak yaratan Rabbimizin; bu nimetini sadece bir meyve olarak yerken veya sirke olarak kullanırken bir an şöyle bir tefekkür edemez miyiz?. Topraktaki bütün elementler ve su; havadaki karbondioksit, güneş ışığı, çekirdekteki DNA zincirine kodlanmış program; hepsi bize hizmet ediyor. Ayrıca, sanki bu yetmezmiş gibi, bir de sirke bakterileri devreye giriyor ve taze olarak yediğimiz elmalardan başka isterseniz daha özel bir ilâç olarak onu sirke haline dönüştürüyor. Sirke bakterilerini, şekeri sirkeye dönüştürme fabrikası olarak yaratmış ve onları da hizmetimize koşturuyor. Canlı cansız bu kadar varlık insana hizmet ediyor. İnsanın da bu varlıkların yaratıcısına esaslı bir şükür etmesi gerekmez mi?

İsmail DENİZ / Sızıntı

Yazı kategorisi: Genel, Sağlık, Yaşam | Etiketler: , , , , , | » yorum bırak;

Biz çağın kirlettiği defolu müslümanlarız…

Yazan: huseyinsaglam 29 Ekim 2009

Miracın konuğu kutlu habercinin, Efendimiz’in (a.s) adını bildiğimiz ve bilmediğimiz, sayısı yalnızca Rabbimizce malum olan Peygamberlere imamlık yaparak namaz kıldırdığı kutsalımız, ilk kıblemiz affet bizi.

Biz gafletteyiz.

Biz “Mallarınız, çocuklarınız ve zarara uğramasından korktuğunuz ticaretiniz, sizi Allah yolunda cihad etmekten alıkoymasın” ayetini okuyan ama gereği gibi amel edemeyen defolu Müslümanlarız.

Günlük meşguliyetlerimiz, hayatın debdesi ve nefsimizin arzuları peşinde koşan, kalpleri Allah anılınca titremeyecek kadar katılaşmış garip müminleriz. Belki de teslim olduk diyebilecek kadar Müslüman ama Allah ve Resulü’nün sevgisini her şeyin üzerinde tutacak kadar kalbimizde iman yerleşmemiş, çağın kirlettiği Müslümanlarız.

Anam babam sana feda olsun Ey Allah’ın Resülü diyenlerin hikayelerini dinleyip gözyaşı döken ama sonra ekranlara gömülüp kendinden geçen Ahir zaman Müslümanlarıyız biz.

Namazından lezzet alamayan, kalbi Allah’ı zikretmekle itminana eremeyen defolu Müslümanlarız biz.

Yattığı hasırın izi sırtında beliren Peygamber’in, Müslüman her şeyin en iyisine layıktır safsatasına kanan, marka Müslümanlarıyız biz.

Gazze’yi ekranlarda izleyip sonra da yatıp uyuyabilen ahir zaman Müslümanlarıyız biz.

Sabah namazlarına üşengeçlik yapıp sonra da en büyük cihadı yaptığını zanneden tembel Müslümanlarız biz.

Orucu aç kalmak, iftarı ziyafet çekmek zanneden ahir Müslümanlarıyız biz.

Kadınlarımız şatafatlı, erkeklerimiz sonradan görme bizim.

Allah’a karşı olan mesuliyetlerini, amirine karşı olan mesuliyetlerinde önde tutan, bulunduğu makam ve mevkileri ebed müddet sürecek zanneden pervasız Müslümanlarız biz.

Vefat ettiğinde kefeni ve elbisesinden başka bir şeyi olmayan, evlatlarına ve ümmetine İslam’ı miras bırakan Peygamber’in, mal mülk sevdalısı ucuz Müslümanlarız biz.

Onun için Ey Aksa, işte onun içindir ki; sende yalnızsın.

Onun için Şeyh Raid Salah yalnız.

Onun için Heniyye yalnız, Meşal yalnız.

Onun için sana bir Selahaddin gibi sahip çıkamıyoruz.

Affet bizi Ey Aksa, Affet bizi Ey Aksa’nın gerçek sahibi…

Biz kirlendik, şimdi sadece belki temizleniriz diye sadece ağlayabiliyoruz.

Sadece ağlıyoruz, belki affolunuruz diye!

Affet bizi Ey Aksa…

Affedin bizi Aksa’nın muhafızı Ey Filistinliler…

Ali Öztürk / Boyuthaber

Yazı kategorisi: Güncel Yorum | Etiketler: , , , | » yorum bırak;

İcat edeni utandıran buluşlar

Yazan: huseyinsaglam 13 Ekim 2009

EĞRİ NAMLULU MAKİNELİ TÜFEK

1953 – Köşenin öbür tarafındaki düşmanı vurmak için tasarlanan bu tüfek ilk denemeden sonra çöpe gitti.

KAPKAÇ CAYDIRICI ÇANTA

1963 – Sokakta biri çantanızı kaptığında çantaya bağlı zincire asılıyorsunuz ve çantanın dibi açılarak içindeki herşeyi yere saçıyor. Mucidi John H T Rinfret hırsızın geri dönüp saçılanları toplamayacağını varsaymıştı.

HUBBARD ELEKTROMETRESİ

1968 – Bilimkurgu yazarı ve Sicentology tarikatı kurucusu L. Ron Hubbard, ‘geliştirdiği” elektrometreyle domateslerin acı çekip çekmediğini ölçmüştü! Dediğine göre domatesler dilimlenirken çığlık atıyordu.

BAĞSIZ, DESTEKSİZ SÜTYEN

1949 – Charles L. Langs, askısız, kopçasız, desteksiz sütyen tasarımlarıyla poz veriyor. Eşiyse durumdan pek memnun görünmemekte.

PORTATİF FİN SAUNASI

1962 - Kilo vermek isteyenler için tasarlanmış ilk buhar tulumlarından. Resimdeki tasarım çok başarılı olmasa da ilerleyen yıllarda benzer ürünler üretildi… ve hiç biri işe yaramadı.

BEBEK KAFESİ

1937 - Büyük şehirde bahçesiz bloklarda yaşayanların bebekleri için geliştirilen tüyler ürpertici bir ürün.

LARİNGFON

1929 - Telefonla görüştüğünüz kişiye sesinizi değil gırtlağınızda ses tellerinizin yarattığı titreşimleri gönderiyor. Amaç çevredeki gürültülerin konuşmaya dahil olmasını önlemek.

MOTORLU SÖRF TAHTASI

1948 - Holywood’lu mucit Joe Gilpin, ne yöne gittiği belli olmayan motorlu sört tahtasını denerken görülüyor. Prototipi sık sık devrilse de icat olarak ufuk açıcı olduğu kesin.

YAĞMUR İŞLEMEZ SİGARA AĞIZLIĞI

1954 - Zeus Corp. sahibi Robert L. Stern’in fena tiryaki olduğu anlaşılıyor. Ancak tüm denemelerine karşın şemsiyeli sigara ağızlığı bir işe yaramamış.

SIRT ROKETİ

1961 - Fotoğrafta eski ABD Başkanı Kennedy’yi selamlarken görülen mühendis Harold Graham yerden birkaç metre havalanmayı başarmış, ancak dengesini bir türlü sağlayamamıştı. Bugün daha başarılı örnekleri mevcut.

HONEGARD

1959 - Dr. DeForest C. Jarvis, bal (honey) ve sirkeyi (vinegar) karıştırarak yaptığı ‘ilaç’ın (honegar) ağrı ve acıları giderdiğini iddia ediyordu. Mide bulantısı yaratmaktan öte bir etkisi tespit edilemedi.

IŞIKLI OTOMOBİL LASTİĞİ

1961 - Yarı şeffaf ince bir dış lastik, içinde de ampuller! Goodyear’ın bu en eğlenceli icadı, yolda ikide bir patlayan ampullere para dayanmayacağı için rafa kalkmış.

DUŞ BAŞLIĞI

1970 - Saçı makyajı bozulmadan duş almak isteyen kadınlar için üretilen ve “o zamanlar kaç günde bir duş alıyorlarmış acaba” sorusunu sorduran nefes daraltıcı icat.

20 SİGARA AĞIZLIĞI

1955 - Ne kadar pratik ve kanserojen değil mi? Bir paket sigarayı açıp yuvalarına yerleştiriyorsunuz ve tek tek yakıp içiyorsunuz. Fotoğrafta hepsini birden yakmış olarak görülen modelin akıbeti bilinmiyor.

EL YAZISI OYUNU

1955 - New York’lu oyun ve oyuncak üreticisi Ideal Toy Company, nasıl bilinmez ama ilkokul çağındaki çocukların “el yazısıyla yazmaktan çok hoşlandığı” fikrine kapılmış. Oyunun satışlarının pek iyi gitmediği söyleniyor.

HIZLI SİLAH ÇEKEN ROBOT

1960 - İlk ‘katil robot’ yaratma girişimlerinden. Elbette mekanize mankenin hedefi izlediği filan yok. Deneylerden birinde mankenin eline gerçek tabanca monte edildiğini de belirtelim.

YODEL ÖLÇER

1925 - Göğüs sesiyle kafa sesi arasında gidip gelerek şakıma tekniğine yodel deniyor (bkz. Heidi). Bu alet de yodelin çıktığı ses düzeyini ölçüyor(muş).

MİNİ TELEVİZYON

1966 - İngiliz mucit Clive Sinclair’ın en mutlu anı.

UÇAN PLATFORM

1956 - ABD Savunma Bakanlığı’nın para batırdığı icatlardan. Hava Huvvetleri üssündeki test sürüşü esnasında görüntülenmiş.

KALP ATIŞLI YAPAY MEME

1963 - Bebekleri kandırmaya yönelik akla ziyan bir icat daha. Çalıştırdığınızda annenin kalp atışını taklif eden ses ve titreşim yaratıyor ve (sözde) bebeğin uyumasına yardımcı oluyor.

JALUZİ GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ

1950 - Kanye West kullanmaya başlamadan 58 yıl önce icat edilmişti. Hala da berbat bir fikir.

KUŞADAMI ELBİSESİ

1955 - Leo Valentin düşük irtifadaki deneylerinin başarılı geçtiğini düşünmüş olacak ki motorize kuş elbisesini 1956’da bir uçaktan atlamak suretiyle de denemiş. Sonuç üzücü.

TELEFON AÇAN ROBOT

1964 - Viyanalı mucit Claus Scholz’un telefon açan robotu maalesef konuşamıyordu. Fotoğrafta robotu ‘telefon açmış’ halde görüyorsunuz.

BEBEK TAŞIYICI

1937 - Wembley Monarchs buz hokeyi oyuncusu Jack Milford, eşiyle birlikte buzda kayarken bebeğini de bu zevkten mahrum etmek istememiş. Kim istemez ki bebeğini kaygan ve kaya gibi sert buz üstünde taşımayı!

SU AYAKKABISI

1962 - M.W.Hulton, üzerinde zor durduğu pervaneli deniz ayakkabısını İngiltere’deki Grand Union Kanalı’nda denemeye çalışırken görülüyor.

TELEVİZYONLU GÖZLÜK

1963 - Daha çok bir işkence aletine benzeyen bu tuhaf cihazın mucidi Hugo Gemsback, üstünde 1.5 yıl çalıştığı tasarımını iki üç demodan sonra rafa kaldırmak zorunda bırakılmış!

MİYAVLAMA MAKİNESİ

1963 - Sıçanları korkutup kaçırma amacıyla tasarlanan mekanik kedi, dakikada 10 kere miyavlıyor ve gözlerindeki lambalar yanıp sönüyor. Japon icadı!

KÖPEK TUTUCU

1940 - Depresif ve nefret dolu bir köpeğe sahip olmak isteyenler için bire bir.

İKİ KİŞİLİK SİGARA AĞIZLIĞI

1955 - Öleceksek beraber ölelim!

HARİCİ HİNDİ KIZARTICI

1966 - İyi ki kuzu çevirenini yapmamışlar!

Ekotrent-Milliyet

 

Ya?am haberleri ?cat edeni utand?ran bulu?lar haberi – Ekonomi Haberleri – ekorent.com -

Shared via AddThis

Yazı kategorisi: Yaşam, komik, İlginç & Komik | » yorum bırak;

İran pazarlığı mı?.

Yazan: huseyinsaglam 6 Ekim 2009

Milli Gazete Yazarı Mustafa Özcan son BM toplantısını değerlendirdi…

Genel Kurul`da vaktini aşsa da Kaddafi olumlu şeyler söyledi. Sözgelimi, 1945 yılında Cemiyet-i Akvam yerine kurulan Birleşmiş Milletler`in 64 yıl içinde 65 harbi ve savaşı önleyemediğini dolayısıyla başarısız bir kurum olduğunu söyledi. Gerçekten de ABD, başarısız devletleri hedefine alıyor ve onları tedip etmeye çalışıyor da neden BM gibi başarısız bir kurumu hala ayakta tutuyor ve onu reforma tabi tutmuyor? Acaba bedel ödemek istemiyor da ondan mı? Aslında, Kaddafi ciddiye alınır veya alınmaz ama konuşmasında Obama için yol haritası sundu. Yol haritasında Güvenlik Konseyi`nin güvenlik değil terör konseyi olduğunu ve gündemlerini, terörle ve baskı ile dünyaya dayattıklarını söyledi. Konsey üyelerinin veto haklarının ve yetkilerinin ellerinden alınmasını ve BM`nin daha adil bir uluslararası kurul haline getirilmesini istedi. Kaddafi sanki üçüncü dünya ülkeleri adına Genel Kurul`da bir savunma yaptı. Bu savunmayı bakalım beş büyükler dikkate alacak mı? Yoksa `eski tas eski hamam` demeye devam mı edecekler? Kaddafi uluslararası düzene yüklenirken ve adaletsiz yönlerini gözler önüne sererken Nejad da AP`ye yapmış olduğu açıklamalarda İsrail`in varlığını sorgulamış ve Filistinliler adına bir savunma yapmıştır. 64`üncü Genel Kurul toplantılarında Obama da bir konuşma yapmış ve konuşmasında ezcümle dünyanın değişme vaktinin geldiğine işaret etmiştir. Lakin bu değişmesi gereken alanın mahiyetini ortaya koymamıştır. Bulanık bırakmıştır. Yine Kaddafi gibi beğenelim veya beğenmeyelim bunun mahiyetini de Nejad ortaya koymuştur. Nejad esasında sözleriyle Obama`yı tamamlamış ya da eksiğini telafi etmiştir. Nejad dünya siyasetinin değişmesinin vaktinin geldiğine işaret etmiştir.

Bununla birlikte Obama dünyayı değil İran`ı değiştirmeye çabalıyor ve Genel Kurul`u da bunun için aktif bir minber haline getirmiştir. En azından İran`a yeni yaptırımlar için Rusya`nın desteğini almaya çalışmıştır. Esasında son sıralarda İran`ın gıyabında onunla ilgili uluslararası bir pazarlığın kotarıldığına dair çokça ipuçları ve işaretler alınıyor. Bunlardan birisinde İsrail Başbakanı Netanyahu, 14 saatlik gizli bir misyon için Rusya`ya gitmiştir. Burada İran pazarlığı yapıldığı açığa çıkmıştır. Rusya`nın İran`a İskender veya S 300 füzeleri satmaması konusu gündeme gelmiştir. Yine Rusya tarafı İsrail`in İran`a yönelik niyetlerini öğrenmeye çalışmış ve nabzını tutmuştur. Polonya ve Çek Cumhuriyeti merkezli olarak ABD`nin Rusya`ya yönelik füze kalkanı projesi de yine Genel Kurul toplantıları öncesinde rafa kaldırılmıştır. Bunun üzerine Medvedev ağız değiştirmiş ve İran`ın doğru bir tavır sergilemesi için nükleer faaliyetleri karşılığında ona teşvikler rejimi uygulanmasını istemiştir. Bununla da kalmamış şunları söylemiştir: ” Genellikle yaptırımlar tersi sonuçlar da doğurabilmektedir. Lakin bazen yaptırımlar gerekli de olabilmektedir…” Obama-Medvedev görüşmesinde şöyle keskin bir sonuç çıkmıştır: Ya nükleer faaliyetler askıya alınacak ya da keskin yaptırımlar yürürlüğe girecek… Ya nükleer program ya acı reçete. Ya devlet başa ya kuzgun leşe der gibi. Bu konuda ABD ve Rusya`nın tavrı stratejik ise İngiltere ve Fransa`nın tavırları da taktik sayılmalıdır. Onların da ABD`den daha keskin oldukları varsayılabilir.

Hatta doğru bir ifade ile Şirin Abadi, İngiltere`nin İran halkının demokratik tercih ve seçenekleriyle ilgilenmediğini varsa yoksa kafasını nükleer programa uyarladığını söylemiştir. Tespit yenden göğe kadar haklıdır. Batılılar İran`a tamamen nükleer gözlükle bakıyorlar. İngiltere Başbakanı Gordon Brown, Genel Kurul`da kazara karşılaşması halinde Nejad`la tokalaşmayacağını ifade etmiştir. Sarkozy ise uluslararası toplumun İran`ın nükleer programı karşısında sessiz kalamayacağını söylemiştir. Bütün bunlar, `İran`ın etrafındaki çember daralıyor mu?` sorusunu akla getirmektedir. Bir yılını doldurmaya doğru yol alan Obama hiçbir alanda tam başarı sağlayamamıştır.  Afganistan ve Irak gibi savaş alanlarında başarısızdır ve Afganistan Vietnam`la mukayese edilmektedir. Barış alanı olarak sahneye çıkan Filistin-İsrail cephesinde de Netanyahu`nun inatları yüzünden yol alınamamaktadır. Hem savaş hem de barış alanlarında tıkanma yaşanmaktadır. Geriye İran ve Kuzey Kore gibi gri alanlar kalmaktadır. Hiçbir alanda başarı sağlayamayan Obama gri alanda çözüm üretmeye çalışmaktadır. Bunun için Rusya ile al gülüm-ver gülüm politikası yürütmektedir. İran da Rusya bağlamında arkasını sağlama alamazken 12 Haziran sonrasında iç cephesi de kırılgan bir halde bulunmaktadır.

Boyuthaber

Yazı kategorisi: Güncel Haber - Yorum, Güncel Yorum, Siyaset | Etiketler: , , , , | » yorum bırak;