Huseyin’s Daily Blog

“Ya olduğun gibi görün; ya göründüğün gibi ol !..”

‘Yaşam’ Kategorisi için Arşiv

2009 Kurbanlık Baskül Fiyatları

Yazan: huseyinsaglam 10 Kasım 2009

İşte kurbanlık hayvanların baskül fiyatıEdirne Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Emin İnağ,”Kurbanlık koçun baskül fiyatı 11 TL olarak belirlendi” dedi.

İnağ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kurban Bayramı nedeniyle uzman ve ilgili kişilerden oluşturulan ”Kurbanlık Canlı Hayvan Baskül Fiyat Tarifesi Teknik İhtisas Komisyonu’nun” bir toplantı düzenleyerek kurban fiyatlarını belirlediğini bildirdi.

Kurban fiyatlarının belirlenmesinde besicilerden ve çiftçilerden gelen önerilerinde dikkate alındığını anlatan İnağ, şunları söyledi:

”Birlik yönetim kurulumuzca onaylandığı şekliyle, kurbanlık canlı hayvanların bu yılki baskül kilogram azami satış fiyatları küçükbaş canlı hayvanlardan koç için 11 TL, Keçi için 6,00 TL, büyükbaş canlı hayvanlardan dana için 9,00 TL, İnek için ise 7,00 TL olarak belirlenmiştir. Çiftçi kesiminden gelen öneriler dikkate alınarak varlığı tükenme tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı için sakıncalı bulunduğundan bu yıl dişi koyun ve düve için fiyat verilmemiştir.”

İnağ, üreticilerin kurbanlık hayvanlarını pazara sevk ederken bazı kuraklara dikkat etmesi gerektiğini belirtti.

Özellikle pazara getirilen hayvanların mutlaka veteriner hekim raporunun olması gerektiğini ifade eden İnağ, şunları söyledi.

”Tarım ve Köyişleri Bakanlığımızın uygulamalarına göre üreticilerimizin, kurbanlık hayvanlarını pazara sevk ederken zorunlu olarak, İl ve İlçe Tarım Müdürlüklerinden pasaport, menşei ile veterinerlik belgelerini almaları ve mutlaka yanlarında bulundurmaları gerekmektedir. Önemli bir konuda sağlığa uygunluk ve sağlığımızdır. Bu nedenle, ilgili makamlarca belirlenen kesim yerleri dışında kurban kesilmemesi önem arz etmektedir.”

-”ÜRETİCİ TEŞVİK EDİLMELİ SÜT TÜKETİMİ ARTIRILMALI”

Son yıllarda et fiyatlarının aşırı arttığını anlatan İnağ, bu artışı hayvan sayısının azalmasına bağladı.

Özellikle bu durumun önüne geçilmesi için üreticilerin teşvik edilmesi gerektiğini ifade eden İnağ ”Türkiye’de bence ilk önce hayvan bakıcıları desteklenmeli, teşvik edilmeli. Süt fiyatları çok düşük seviyelerde. Süt tüketimi yok denecek kadar az. Bu nedenle insanlar hayvanlarını satıyor. Üretici teşvik edilmeli süt tüketimi arttırılmalı. Ancak o zaman hayvanlarımız çoğalır ve fiyatlar düşer” dedi.

Edirne’de son 5 yıllık kurbanlık canlı baskül fiyatları (TL olarak) şöyle:

 

YIL KOÇ DİŞİ KOYUN KEÇİ DANA DÜVE İNEK
2005 5,50 4,00 3,75 5,00     - 4,00
2006 6,00 4,50 4,00 5,50     - 4,00
2007 6,50 5,00 4,50 6,00     - 4,50
2008 7,00 5,50 5,00 6,80     - 5,00
2009 11,00    - 6,00 9,00     - 7,00

Yazı kategorisi: Ekonomi, Güncel Haber - Yorum, Yaşam, haber | Etiketler: , , , , , | » yorum bırak;

13 Kasımda vizyona girecek filmler

Yazan: huseyinsaglam 10 Kasım 2009

Yapım: 2009 ~ ABD ,  Kanada

Tür: Aksiyon ,  Bilim Kurgu ,  Dram ,  Gerilim

Oyuncular: John Cusack ,  Amanda Peet ,  Danny Glover , Thandie Newton ,  Woody Harrelson

Yönetmen: Roland Emmerich

Senaryo: Roland Emmerich ,  Harald Kloser

Yapımcı: Roland Emmerich ,  Harald Kloser ,  Mark Gordon

Görüntü Yönetmeni: Dean Semler

Görüntü Yönetmeni: Harald Kloser

Dağıtım: Warner Bros

Filmin Websitesi: http://www.sonypictures.com/movies/2012/

Süre: 2 saat 17 dk

Gösterim Tarihi: 13 Kasım 2009 (Türkiye)

Büyük bütçeli felaket filmlerinin değişmez yönetmeni Roland Emmerich yine benzer bir yapımla karşımızda. Bazı teorisyenlere göre 21 Aralık 2012 tarihinde dünyanın sonunun geleceğini öngören Maya medeniyetinin bu öngörüsünün doğru çıktığı bir geleceğin anlatıldığı 2012 adlı filmde insanların hayatta kalma mücadelelerine tanık oluyoruz. Filmin kadrosu oldukça sağlam: John Cusack , Thandie Newton , Woody Harrelson , Amanda Peet , Danny Glover , Oliver Platt ve Chiwetel Ejiofor ilk göze çarpan isimler.

================

Turnuva

Turnuva

Dünyanın en acımasız 40 katili bir turnuvada buluşur. Bol kanlı ve tiksindirici bir turnuvaya hazır mısınız?

===============================

Suluboya

Suluboya

Cihat Hazardağlı ’nın yönettiği ve Sarp Alemdaroğlu, Haluk Bilginer, Savaş Dinçel ile Cansel Elçin ’in oynadığı The Watercolor – Suluboya , 13 Kasım 2009 ’da Haz-Art Production tarafından vizyona çıkarılıyor.

Resme çok yetenekli olan 12 yaşındaki Marco ’nun hayalleri, babasının onu bir gün üç sokak ressamı ile tanıştırmasıyla bambaşka bir boyuta geçer. Marco, ressamların birlikte büyüttüğü 18 yaşındaki resim öğretmeniLorella ’ya aşık olur fakat Lorella suluboya resmi küçümseyen bir sanat koleksiyoncusuna aşıktır. Marcogeleceğin en büyük suluboya koleksiyoncusu olmak için bulduklarını biriktirmektedir.

Yazı kategorisi: Güncel Haber - Yorum, Yaşam, film | Etiketler: , , | » yorum bırak;

Domuz gribinden bunlarla korunun

Yazan: huseyinsaglam 31 Ekim 2009

Bulaşıcı hastalıklardan korunmanın en etkin, en kolay ve en ucuz yolu o hastalığa karşı aşı yaptırmak. Sonra gribe karşı bünyenizi güçlendirecek soğan, sarımsak, nar, portakal, greyfurt, yeşil biber, maydanoz gibi meyve ve sebzeleri tüketmek. Tabii en önemlisi, ellerinizi sürekli yıkamak. Çünkü mikrop ellerden bulaşıyor.

Bağışıklık sisteminiz ne kadar güçlü olursa domuz gribine karşı vücut direnci de o kadar artar. Özellikle yaz mevsiminden kışa geçişte zayıflamaya başlayan bağışıklık sistemini güçlendirmek adına meyve ve sebze tüketiminin artırılması gerekiyor. Çünkü meyve ve sebzeler, bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudun hastalıklara karşı direncini artırır. Bunun yanı sıra balık, kırmızı et ve bakliyat yemek insanı dinç tutar. Soğan ve sarımsak da gribal enfeksiyonlara karşı kalkan görevi gören çok önemli iki besindir. Soğanı ve sarımsağı yemeklerle tüketebilir ya da çiğ olarak da yiyebilirsiniz. E vitamini de bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkilidir. Yeşil yapraklı sebzeler, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar ve kuru baklagillerin yeterli miktarlarda tüketilmesi önemlidir.

Domuz gribine karşı portakal ve mandalina!

Portakal-mandalina, greyfurt: Kış mevsiminin vazgeçilmez meyveleri arasında yer alan narenciye grubu meyveler, içerdikleri zengin C vitamini ile hastalıklara karşı vücudun savunma mekanizmasını harekete geçirir. Mandalina, greyfurt, portakal ve limon suyu karışımı, domuz gribine karşı çok iyi bir beslenme kaynağıdır.

Elma: Elma, içerdiği E ve C vitaminleri gibi antioksidan öğeler ile bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı direnci artırır.

Nar: Antioksidan kapasitesi oldukça zengin olan nar da önemli miktarda potasyum, lif, C vitamini ve niasin (B3 vitamini) içermektedir. Bu zengin içeriği ile gribal enfeksiyonlarının düşmanı olan bir besindir.

Yeşil sivri biber

Özellikle kuşburnu, kırmızı ve yeşil sivri biber, kivi, maydanoz ve rokada bulunan C vitamini miktarı; portakal, mandalina ve limonda bulunan C vitamini miktarı kadardır.

Yazın tüketilen salatayı kışın da bolca yiyin!

Salata, gribe karşı öğle ve akşam yemeklerimizin vazgeçilmezi olmalı. Özellikle bu dönemde ıspanak, kereviz, pırasa, havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, maydanoz bolca yenilmelidir.

Gribe karşı ıspanak çorbası

Ispanak, kuru soğan, bulgur ve kıymanın bir arada yer aldığı hem lezzet açısından hem de besin değeri açısından kaliteli bir çorba, gribal enfeksiyonlara karşı çok önemli bir önlemdir.

Çocuklarınızı gripten korumak için sebzeyi sevdirin!

Domuz gribine karşı çocukların da bol miktarda sebze yemesi gerekir. Bunun için kış sebzeleri onların tüketmeleri için cazip hale getirecek şekilde hazırlanmalıdır. Örneğin; kereviz yemeğini sevmeyen çocuğa, bu sebzeyi rendeleyerek, yoğurda karıştırmak, içine bir miktar da ceviz ekleyerek çocuğa sunmak, aynı şekilde ıspanak yemeğini sevmeyen çocuklara, ıspanağı bir iç olarak kullanarak; börek, poğaça ya da krep yapılması ve çocukların bu besinleri tüketmeleri sağlanmalıdır.

Domuz gribine karşı haftada bir gün kuru fasulye ya da nohut yiyin

Özellikle etli kurufasulye veya nohut yemeği haftada en az bir gün tüketilmeli.

Baklagil çorbası

Bulgur, kurufasulye, kuru soğan ekleyip hepsini blender’dan geçirerek, biraz da sıvı yağ eklemek suretiyle besin değeri yüksek bir çorba hazırlayabilirsiniz.

Ihlamur, adaçayı ve kuşburnu kurtarıcıdır.

Vücut ısısını dengede tutabilmek için bol sıvı alımı gerekir. Bu nedenle, her gün en az 2-2,5 litre (12-14 su bardağı) su içilmeli, sıvı alımının karşılanmasında ıhlamur, adaçayı, kuşburnu çayı, açık çay gibi içecekler tercih edilmeli.

Suya sabuna bol bol dokunun

Kışın daha dikkatli olunmalı

Domuz gribi kış aylarında daha çok yaygınlaşır; çünkü, güneş ışığının UV etkisi bu mevsimde yaza göre daha azalır. Hastalığın etkeni olan virüs, soğuk ve nemli ortamda daha uzun süre canlılığını koruyor.

Yakın temastan kaçının!

İnsanlar kışın daha dar mekânlarda, özellikle çocuklar okullarda birbirleriyle yakın temas halindedir. Böylelikle domuz gribinin hızla yayılması için uygun ortam oluşur. Nitekim son günlerde, bazı okullarda salgınlar ortaya çıkmaya başladı bile.

Domuz gribi aşısı olun

Bulaşıcı hastalıklardan korunmanın en etkin, en kolay ve en ucuz yolu o hastalığın aşısını yaptırmaktır. Sağlık çalışanları, hamile kadınlar, kalp, akciğer, karaciğer hastalığı veya kanser gibi önemli bir hastalığı olanlar, öğrenciler ve hastalığın yaygın olduğu ülkelere seyahat edecek olanlar öncelikle aşı olmalı.

Aşı olana kadar;

Ellerinizi sık sık, özellikle öksürdükten veya hapşırdıktan sonra su ve sabun ile yıkayın. Öksürürken veya hapşırırken ağzınızı kâğıt mendil ile kapatın. Kullandığınız mendili çöpe atın. Öksürdükten veya hapşırdıktan ya da hasta olma ihtimali olan biri ile el sıkıştıktan sonra, elinizi yıkayıncaya kadar; gözünüze, burnunuza veya ağzınıza sürmeyin. Hasta kişilere yakın temastan sakının. Temas zorunlu ise maske ve eldiven kullanın.

Seyahatlerde dikkatli olun!

Hastalığın yaygın olduğu bir ülkeye seyahat edecekseniz bu seyahatinizi aşı yaptırana kadar erteleyin.

Seyahatinizi ertelemeniz söz konusu değilse, o zaman yukarıda belirtilen tedbirlere azami dikkat ve özeni gösterin.

Yanınızda maske, eldiven, alkol bazlı el dezenfektanı ve kâğıt mendil bulundurun.

Sağlık sigortanızın geçerlilik süresini ve gideceğiniz ülkede geçerli olup olmadığını kontrol edin. Doç. Dr. Kenan Keskin

Çocuklarınızı domuz gribinden koruyun!

Domuz gribi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de panik havası estirmeye devam ediyor. Uzmanlar, sık sık alınması gereken tedbirler konusunda halkı bilgilendirirken, Sağlık Bakanlığı özellikle okullardaki salgınlara dikkat çekiyor. Nitekim bu H1N1 virüsü en çok okullarda baş gösterdi. Çünkü solunum yoluyla kolayca bulaşabilen virüs, minik bedenleri kolayca hasta edebiliyor. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Bakır’a göre çocukların vücudu daha önce bu virüsle karşılaşmadıkları ve kanlarında bu virüsü koruyucu bir antikor taşımadıkları için hemen hastalık mikrobunu kapabiliyor. Üstelik bağışıklık sistemleri de henüz tam olarak gelişmediği için okullarda bir salgın halinde yayılabiliyor. İşte bu noktada okul yetkililerine ve de velilere büyük iş düşüyor. Çünkü çocukları bu virüsten koruyacak tek şey belki de doğru bilgilendirme olacak. Prof. Dr. Bakır’ın söylediklerinden yola çıkarak birkaç başlık altında aşağıda yapılması gerekenleri özetledik.

Okullarda alınması gereken tedbirler

Okul girişine termal kamera ya da ateş ölçerler yerleştirilerek hasta öğrenciler tespit edilebilir

Hastalık belirtisi olan çocuk hemen arkadaşlarından uzaklaştırılmalı ve ailesine haber verilmeli.

Çocuklar hastalıkla ilgili bilgilendirilmeli ve yapması gerekenler anlatılmalı.

Öğrenci tuvaletleri sık sık temizlenmeli ve ellerini rahatlıkla yıkayabileceği bir ortam hazırlanmalı.

Mümkünse okul duvarlarına el dezenfektanları yerleştirmeli.

Başta sıralar olmak üzere, kapı kolları, klavyeler, askılıklar, dolaplar ve çocukların ortak kullandığı her aksesuar her gün temizlik personeli tarafından iyice temizlenmeli, (Bunlar deterjan içermeyen maddelerle, mikrop öldürücü temizleme losyonları ya da suyun içine yüzde 1 oranında çamaşır suyu katılarak yapılmalı).

Sınıflar her teneffüs havalandırılmalı.

Velilerin yapması gerekenler

Sık sık çocuğunu ellerini yıkaması konusunda uyarılmalı, özellikle toplu taşıma araçlarından indiklerinde hemen ellerini yıkanması öğütlenmeli.

Çocuklar hapşırdıklarında ağızlarını mendille, mendil yoksa dirseklerine doğru ağızlarını kapatarak hapşırması söylenmeli.

Sınıfta veya okulda hapşıran, aksıran ya da hasta görünen çocuklara yaklaşmamaları tembihlenmeli.

Kapalı ve kalabalık yerlerde bulunmaması gerektiği anlatılmalı.

Çocuğun kaldığı odayı sık sık havalandırın.

Hasta çocuk doktora götürülmeli ve anti viral ilaçlar almalı.

Çantasına alkollü dezenfektanlar konulmalı ve kullanması gereken noktalar izah edilmeli.

Hastalığı geçirmekte olan bir çocuk, ateş düştükten 24 saat dahil olmak üzere evinde kalmalı.

İnsanlarla mümkün olduğu kadar az görüşmeli.

Çocukların bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için;

Aşılar eksiksiz olarak yapılmalı.

Düzenli beslenmeye önem verilmeli.

Çocukların sebze ve meyve tüketimini artırılmalı.

Hazır meyve suları yerine çocuklara taze sıkılmış meyve suları içirilebilir.

Yeterli ve kaliteli uyumaları sağlanmalı.

Hekim önerisi olmadan ilaç kullanılmamalı.

Düzenli sağlık kontrolleri ihmal edilmemeli.

Zaman/Haber 7

Yazı kategorisi: Genel, Sağlık, Yaşam | Etiketler: , , | » yorum bırak;

Elma Sirkesi

Yazan: huseyinsaglam 31 Ekim 2009

 

 

Her bir elma çekirdeğine koskoca kimya fabrikalarının 10 mikrona küçültülen şifreleri yerleştirilmiştir.
Elmanın terkibindeki maddeleri eksiksiz yapabilmek için gerekli olan bu fabrikalar ağaç olduktan sonra demiri terkibine alır, kemik iliği ve kanın temel maddesi olan +2 değerlikli demiri korumak için özel elma asidi hazırlar ve bu terkibin hassas mideleri rahatsız etmemesi için yine terkibine karbonat iyonları ekler. Tabiî bunların hiçbirisi elmanın kendi kendine almış olduğu kararlar ve uygulamalar değildir.. Elmanın terkibinde varolan harika iksirlerin en önemlilerini şöyle sıralamak mümkündür:

Kansızlara müjde!
Terkibindeki hususî meyve şekeri ile doğrudan doğruya karaciğer hücrelerini korur. İçindeki meyve asitleri, bir yandan +2 değerli demiri ve C vitaminini bozulmaktan korurken, diğer yandan karaciğerdeki kimyevî faaliyetlerde yapıtaşı rolü oynar. İki değerli demir iyonları alyuvarların yapısı için gerekli olan kanın temel elemanlarındandır. Kansızlık hastalarına ilâç şeklinde verilen demiri +2 değerinde tutmak çok zor olduğundan ayrıca C vitamini de verilir, bağırsaklardaki +3 değerlikli demir bağırsaklara zarar vermekten öteye geçmez. Elma, terkibinde taşıdığı bikarbonat iyonları sayesinde sindirimi kolaylaştıran tek meyvedir. Elmada suda eriyen vitaminlerin tamamı mevcuttur. Yüksek miktardaki C vitamini bir insanın günlük C vitamini ihtiyacına denktir. Elmanın kökleri vasıtası ile topraktan aldığı Fe iyonunu indirgeyerek +2 değerli Fe haline getirmesi başlı başına bir mucizedir. Zira; böyle bir faaliyetin elmaya, uzaktan-yakından bir faydası yoktur. Üstelik +3 değerli demiri, +2 değerli demir haline indirgemek fevkalâde zor bir kimyevî işlemdir ve bir elmada bulunan iki değerli demir, milimi milimine bir insanın günlük demir ihtiyacı kadardır.

Mucizevî bir içecek: elma sirkesi
Sık sık üşütür müsünüz? Veya kendinizi yorgun ve bitkin hisseder misiniz?

Bir de elma sirkesi tedavisini deneyiniz!

Peygamber Efendimiz (sas) birkaç hadîs-i şeriflerinde sirke hakkında (üzüm veya elma ayrımı yapmadan) oldukça iltifatkâr ifadelerde bulunarak, sirkeye dikkatleri çekmiş ve; “Sirke ne güzel katıktır. Allahım! Sirkeyi bereketlendir. Çünkü sirke benden önceki peygamberlerin katığı idi. İçinde sirke bulunan ev fakirleşmez.” buyurmuşlardır. Nitekim daha sonra gelişen İslâm tıbbına dev eserler veren başta İbn-i Sînâ olmak üzere, birçok ilim adamı sirkenin özelliklerinden bahsederler.

Ancak, modern tıbbın ve eczacılığın abartılı baskısı sebebiyle uzun süre elma sirkesi ile yapılan tedavi unutulmaya yüz tutmuştu. Şifa kaynağı olarak tekrar keşfedilmesini öncelikle Amerikalı tabib Dr. De Forest Clinton Jorvis’e (1881-1945) borçluyuz. Bu işe gönül vermiş olan Amerikalı doktor, hastalarının yaptığı sirke mayalama işlemlerini notlarına kaydetmiştir. Eseri ancak ölümünden sonra yayınlanmış ve yüksek miktarda satılmıştır.

Günümüzde elma sirkesi, şifa kaynağı olarak gerçek bir rönesans devri geçirmektedir. İster dahilî, isterse haricî kullanımda, vücudumuzun her bir parçası, sirkenin içindeki değerli maddelerden, hayatımız için önem arz eden çok sayıda mineral ve vitaminlerden yararlanmaktadır.

Akut ve kronik sağlık problemlerin elma sirkesiyle tedavisinde püf noktası sayılabilecek hususlar üzerinde durmak gerekir. Cilt rahatsızlıkları, yaralanma ve güneş yanığında olduğu kadar baş ağrısı, mide rahatsızlığı ve kadın hastalıklarında kişiye hem güç-kuvvet verir, hem de kişiyi dinlendirebilir. Mucizevî tesirini soğuk algınlığı ve ateşli durumlarda da gösterir.

Günümüzde yürütülen araştırmalar sonunda elma sirkesinde; vitaminler, mineraller ve tabiî asitler başta olmak üzere birtakım değerli maddelerin bulunduğu keşfedilmiştir.

Böylelikle eski devirlere ait, elmadan elde edilen sirkenin sadece yemeklerin hazırlanması ve konserve yapımında kullanılmadığına dair bilgiler teyit edilmiş oluyor. Eski Mısır’da kadınlar, elma sirkesini güzellik bakımında kullanırlardı. Asurluların kulak ağrılarını, sirkeli bandajlarla tedavi ettikleri rivayet edilmektedir. Antik devirde tıbbî ilâç olarak kullanılmış ve hararet kesici içecek olarak kabul edilmiştir. Orta Çağ’da Hildegard von Bingen (1098-1179) elma sirkesinin şifalı tesirine dayanan ve bugün tekrar keşfedilen birçok reçete ve tedavi metotları hazırlamıştı.

Elma sirkesi nasıl yapılıyor?
Gözümüzle görmediğimiz sirke bakterileri, Allah’ın kendilerine verdiği mükemmel fermantasyon mekânizması ve enzimleriyle, tatlı olan her meyveyi sirkeye dönüştürme hususiyetine sahip kimya fabrikalarıdır. Her tatlı meyve, sirkeye dönüşebileceği halde en çok kullanılanlar üzüm ve elmadır. Elma, ne zaman mayalanırsa, o zaman sirke meydana gelir. Mayalanma esnasında şekerli sıvı oksijensiz durumda alkole dönüşür. Eğer sıvının üstü örtülüp kapatılmaz, açık hava ile teması sağlanırsa elma sirkesi oluşur. Sıvı az miktarda alkol kalırsa da havalandırma yapılarak bu süreç hızlandırılabilir. Sirkenin mayalanması kendi haline bırakılırsa haftalar, hattâ aylar sürebilir. Bu işlemi hızlandırmak için profesyonel sirke üreticileri sıvı haldeki meyveye, özel sirke bakteri kültürü enjekte ederler.

Satın alırken dikkat etmeli
Hakiki elma sirkesi bütün haldeki meyvelerden üretilmektedir. Buna meyvenin leziz etli kısmı ile pek çok kıymetli maddeleri ihtiva eden kabuğu ve çekirdek yuvası da dahildir. Dibinde posası olan ve bulanık gözüken bir şişe sirke ilk anda itici olabilir, ancak esas faydalı olan maddeler tabiî haldeki bu bulanık sirkede kalabilmektedir. Sirke istenirse filtreleme ve buharlaştırma suretiyle berraklaşır. Ne var ki bu işlemlerde birçok vitamin, mineral ve iz elementler yok olmaktadır; yüksek ısıda çok sayıda biyolojik maddeler kaybolmaktadır. Bu sebeple sürekli tabiî halde bulanık olan elma sirkesini tercih ediniz. Hafifçe çalkaladıktan sonra üzerinde köpük meydana geliyor veya dibinde koyu posası varsa, bu sirkenin kaliteli olduğuna işarettir.

Elmaların kaynağı
Sirkenin kalitesi bunun için kullanılan elmaların kalitesine bağlıdır. Meyve ne kadar çok kimyevî maddelere maruz kalırsa, bu meyveden üretilmiş sirkede o kadar çok zararlı madde görülür. Şişedeki etiket elmanın kaynağı üzerine bilgi verebilir. Ziraî ilâç, sunî gübre, hormon vs kullanmadan üretilen elmalardan yapılan sirke en kaliteli sirkedir. Tamamen eski usul ziraatle üretilmiş temiz elmalardan yapılan sirkede daha az çevre zehiri görülecektir.

İhtiva ettiği birçok maddeler elma sirkesini sağlıklı kılıyor
Elma sirkesinin ihtiva ettiği çok sayıda maddelerden, meselâ, sirke asidi veya pektinin vücudumuzdaki tesirleri tam olarak bilinmektedir.

Asitler genelde, yakan ve dağlayan sıvılar olarak bilinir. Temizlik ilâcı ve lâboratuar asiti için doğru olan bu bilgiler, elma sirkesindeki asetik asit için geçerli değildir. Vücudumuzun metabolizması için bu meyve asitleri (malikasit, pirüvikasit, sitrikasit) enerji ve yapıtaşı sağlamaktadır. Bağırsaklarda emilen bu asitler, hücrelerde yakılmakta veya diğer maddelere dönüştürülmektedir.

1.Sirke asidi: Metabolizmanın çalışmasını sağlayan yakıt olan sirke asidi, metabolizmada bir yan ürün olarak meydana gelir. Gıdalarla bünyemize aldığımız yağ ve karbonhidratların, sirke asidinin yardımı olmaksızın sindirilmesi hemen hemen mümkün olmayacaktı denilebilir. İnsan metabolizmasının mükemmel çalışabilmesi için yaklaşık 100 gram gereklidir. Kim muntazaman elma sirkesi tüketirse, sindirimi kolaylaştırmış ve metabolizmasını harekete geçirmiş demektir.

2. Kanser ve yaşlanmaya karşı radikaller avcısı
Solunum ve gıda vasıtasıyla bünyemize sürekli “serbest radikaller” almaktayız. Bunlar hücreye zarar verici maddeler olup, metabolizmayı bozarak kansere bile yol açabilirler. A vitaminin ön maddesi olan beta-karoten ve E-vitamini, elma sirkesinde bulunan çok önemli maddeler olup, bu zararlı serbest radikalleri yok etmektedirler.

3. Pektin, kan damarların kireçlenmesinden korur
Elma gibi birçok meyvenin sindirilmeyen selülozlu posa kısmında bulunan pektin maddesi, vücudumuzda bulunan kolesterolden meydana gelen safra asidini bağlar. Ne kadar çok safra asidi pektin vasıtasıyla yok edilirse, o kadar çok kolesterolü kandan çekilerek safra asidine dönüştürülür. Böylece kandaki zararlı olabilecek kolesterol azaltıldığından kalb ve damar hastalıklarına karşı korunmuş olursunuz.

4. Osteoporoza karşı kalsiyum kaynağı

Elma sirkesi yüksek miktarda kalsiyum, yani insan vücudunun (kemik ve dişler başta olmak üzere) en temel mineralinden birini ihtiva etmektedir. Organizmamız, gıdalarımızda kalsiyum azaldığı takdirde metabolik reaksiyonlar için gerekli kalsiyumu sahip olduğu kaynaklardan çekmeye başlar. Bu yüzden kemikler mineral bakımından fakirleşir ve osteoporoz (kemik erimesi) ortaya çıkabilir.

Bundan başka elma sirkesi, bağırsak cidarından kalsiyumun geçişini kolaylaştıran sitrik asit (limon asidi) de ihtiva eder.

Günlük sirke tedavisi
Elma sirkesinin şifalı gücünden gerektiği şekilde istifade etmek ve vücudunuzu zehirlerden arındırmak istiyorsanız, bu süre içinde ek olarak sigara, kahve veya alkol gibi zevk veren maddelerden uzak kalırsanız, birden kendinizi iyi hissettiğinizi göreceksiniz. Bir gün boyunca sadece hafif, ama kıymetli gıdalar alınız. Buna ilâveten su, bitki çayı ve meyve suyu içiniz. Kalan iki günde sadece sıvı gıdalar alınız. Günde üç kez elma sirkesi, bal karışımı, ek olarak maden suyu, bitki, meyve çayı ve sebze püresi olarak; üç günlük perhizden sonra tekrar normal hayatınıza devam edebilirsiniz.

Cilt ve saç bakımı
Elma sirkesi bilhassa kozmetik sahasında tesirini ciddi şekilde göstermektedir. Çünkü pH değeri cildimizle aynı değerdedir. Tabiî sirke asidiyle cildimizin tabiî asit tabakası dengelenir ve cildimizin en dış tabakası altındaki kan dolaşımı harekete geçirilir. Böylece cildimiz nazik ve yumuşak kalır. Ayrıca elma sirkesi mantar ve bakterilerin gelişmesini engeller.

Duş veya banyodan sonra vücudumuzu, elma sirkesi karıştırılmış su ile ovunuz veya banyo suyuna bir bardak sirke ilâve ediniz.

Cildinizin pürüzsüz ve yumuşak kalması ve tırnaklarınızın kırılmaması için 4-6 haftalık, elma sirkesi-bal karışımı temel tedavi tavsiye edilmektedir. Kuru cilt ve çatlak tırnaklara aynı nispette elma sirkesi ve zeytinyağı sürülürse iyi gelir.

Cilt problemlerine dair püf noktaları
Döküntülü kısımları olan cildin üzerine inceltilmiş sirke ihtiva eden tampon sürülürse derhal döküntü kaybolur. Diğer cilt problemleri ise daha inatçıdır. Güvenilir ev reçetesi olarak özel bir sirke macunu geliştirilmiştir. Cildinizde oluşan siğil ve nasırları elma sirkesi-tuz hulâsası ile kontrol altına alınabilirler.

Elma sirkesi tuz hulâsası
Birçok kez kullanıldığında elma sirkesi-tuz hulâsası cilt değişimlerine karşı tesirli olmakta; bereler, şişmeler iyileşmektedir. Ayrıca hemoraji (kanama)’nın yayılması önlenmekte, iltihabî süreçler de gerilemektedir. Bir ölçek mutfak tuzunu dört ölçek elma sirkesinde erittikten sonra günde birkaç kere ilgili yerlere tamponla sürüldüğü takdirde kısa sürede tesiri görülecektir.

Elma sirkesi macunu
Elma sirkesine ek olarak çörekotu tohumu ve yağı, ayrıca nar kabuğu ile hazırlanmaktadır.

1. İki bardak elma sirkesini bir bardak öğütülmüş çörekotu tohumuyla karıştırınız.

2. Altı-yedi saat bu karışım bekletilir ve bir kompres veya benzer bir şeyle süzülür. Daha sonra 24 saatliğine çökelmeye bırakılır.

3. Arta kalan sıvı kısmını dökünüz, elde edilen çökeltiyi öğütülmüş nar kabuğu ve elma sirkesiyle 4; 2; 1 nisbetlerinde karıştırıp, fırında kısa bir süre ısıtınız.

Bu macunun altına aynı miktarda saf çörekotu yağı sürünüz. Geceleyin hastalıklı bölgeye sürülen bu macun; sivilce, egzama, sedef hastalığı, ayaklarda mantar ve diğer ciltte oluşan acı veren rahatsızlıklara iyi gelmektedir.

Saç bakımı için
Parlak ve yumuşak saçlar için, saçları yıkadıktan sonra içinde ¼ ölçeğinde elma sirkesi bulunan sıcak su ile saçlarınızı durulayın. Aşırı saç dökülmesi genelde metabolizmanın düzgün işlememesinden kaynaklanmaktadır. Bu durumda da belirtilen elma sirkesi-bal karışımı iyi gelmektedir.

Her gün sağlıklı olabilmek için
Yorucu bir haftadan sonra, üzerindeki gerilimi ve bitkinliği kim gidermeyi istemez. Ne kadar yaşlanırsak, o kadar çok tahammül sınırını zorladığımızı hissederiz. Böyle bir durumda birtakım tesirli şifa kaynakları bize bahşedilmiştir. Mükemmel beslenme ve egzersizin yanı sıra elma sirkesinin günlük doğru kullanımı da önemlidir.

Enerji kaynağı olarak elma sirkesi
Ölçülü dozda alındığında elma sirkesi-bal karışımı yan tesiri göstermeyen bir hayat iksiri olup, bütün organizmamıza iyi gelmektedir. Sadece fizyolojik metabolizmaları değil, aynı zamanda bağışıklık sistemini de uyarmaktadır.

Elma sirkesi bal karışımı
Bir bardak suyu birer çay kaşığı elma sirkesi ve balla karıştırınız. Bu karışımı her öğün içiniz. Mide ekşimesi, gaz ve kabızlığa karşı sindirim üzerine teskin edici özelliği gösterirken, birçok tedavi süresince hızlandırıcı özelliği görülür. Meselâ sık sık burun kanamalarına karşı kanın pıhtılaşmasını sağlar.

Ameliyat olmanız icab ediyorsa bundan dört hafta önce bu karışımı almaya başlayınız.
Akşamleyin rahatlatıcı bir banyo

Haricen kullanıldığında elma sirkesi yorgun kasları tekrar zinde kılmaktadır. Bir küvet suya iki bardak sirke ilâve edildiğinde gergin kasları gevşetmektedir. Bütün gün ayakta kaldıktan sonra bazen ayaklarımızın şiştiğinden ve ağrıdığından şikâyet ederiz. Bu durumda, inceltilmiş elma sirkesiyle hazırlanan suda ayaklarımızın ağrılardan kurtulmasını ve dinlenmesini sağlayabilirsiniz. Banyo yapmanız müsait değilse, küvet veya bir leğene, ayak bilekleri suyun içinde kalacak şekilde, isteğe göre sıcak veya soğuk su doldurunuz. İki ve üç bardak elma sirkesi ilâve ediniz. Tamamen dinleninceye kadar, ayakları su içinde durdurup hareket ettiriniz.

Sağlığa dair A’dan Z’ye öğütler
Elma sirkesi ilâç olmamasına rağmen, içerdiği şifalı maddeler sebebiyle, aşağıda sayılan hafif rahatsızlıklarda iyi gelmektedir.

Yaşlılık şikâyetleri
Kalb ve sinirleri güçlendirmek için düzenli olarak elma sirkesi-bal karışımının alınması tavsiye edilmektedir. Buna ek olarak bir yudum akdiken suyu da, yaşlı kalbi takviye etmektedir. Çünkü bu şifalı bitki, hiçbir zarar vermeden kalb damarlarındaki kanın rahat dolaşmasını sağlamaktadır. İhtiva ettiği yüksek miktarda potasyum, zehirlerden arındırmakta ve dengeli su kullanımını sağlamaktadır. Bu durumdan bilhassa kalb kasları, damarları ve sinir hücreleri yararlanmaktadır.

Yaşlılık lekelerine karşı bir reçete
Yaşlılık lekeleri, elma sirkesi-soğan suyu karışımıyla giderilebilmektedir. İki soğanın suyunu sıkınız. Buna iki katı kadar elma sirkesi ilâve ediniz. Bu karışımı, geceleyin tesir gösterebilmesi için, akşamleyin sürünüz.

Gözler
Gözleriniz, okurken veya bilgisayar monitörü önünde çabuk yoruluyor mu? Açık ışığa karşı hassas mısınız? Her sabah alacağınız elma sirkesi-bal karışımı, vücudunuza A vitamini ve provitamin takviyesini sağlayacaktır.

Gaz ve kabızlık
Gaz çoğu kez, midenizi bozduğunuzda oluşur. Bağırsaklardaki kuvvetli gaz oluşumu ise sindirim organlarındaki bir arızaya işaret edebilir. Bazı insanlardaki ruhî sıkıntılar sindirim sistemine vurabilir, böylece çeşitli problemler ortaya çıkabilir. Sindirimin tam gerçekleşememesinin bir emaresi; yanlış beslenme veya yetersiz hareketten dolayı atalete düşmüş yani rahatsızlanmış bağırsağın semptomu olabilir. Günde birkaç kez içinde iki çay kaşığı elma sirkesi bulunan bir bardak su içiniz. İçinde elma sirkesi ve biraz tuz bulunan ılık ayak banyosundan da iyi sonuçlar elde edilmiştir.

Kadın rahatsızlıkları
Kadınların belli günlerdeki ağrılarını dindirmek için, sirkenin bilhassa büzüştürücü özelliğinden faydalanılmaktadır. Ayrıca kadınlarda çeşitli sebeplerle meydana gelen akıntılara karşı tesirlidir. En sık rastlanan akıntı sebebi, bağırsak veya idrar yoluyla kadınlara bulaşan mantar enfeksiyonudur. Alerji, başka organların enfeksiyonu, çeşitli hormonal veya metabolizma arızaları da akıntılara sebep olabilir. Hafif durumlarda genelde akıntılı bölgenin yıkanması iyi gelmektedir. Üç yemek kaşığı elma sirkesini iki litre ılık suya ilâve edip, bunu temiz bir şırınga ile akıntının kaynağını kurutuncaya kadar günde bir defa küvet veya plastik leğen içinde yıkanmasını sağlayınız. Korunmak amacıyla daha sonra haftada bir kez yıkamak yeterli olacaktır.

Hamilelik bulantısı
Sabahleyin kahvaltıdan biraz önce alınan içinde bir çay kaşığı elma sirkesi bulunan bir bardak su, sabah bulantısını giderebilir.

Mafsal ağrıları
Burada eski bir Amerikan ev reçetesi olan mineral-püresinden bahsetmek faydalı olacaktır. Bununla akut mafsal iltihabını (arthritis) tedavi etmeniz mümkündür.

Mineral-püresi
Yarım greyrfrut, bir portakal, bir limon, iki kereviz sapını küçük küçük doğrayarak dört bardak su ilâve edip bir saat kaynatınız. Daha sonra malzemeyi süzgeçten geçirip iki çay kaşığı elma sirkesi ve bir çay kaşığı İngiliz tuzu (magnezyum sülfat) ilâve ediniz. Sabah akşam bir yemek kaşığı, bu püreyi bir bardak su ile içiniz.

Baş ağrıları
Baş ağrısının birçok sebebi olmakla birlikte çoğu defa stres, boynun gerilmesi veya sıkışması gibi zararsız faktörlere dayanmaktadır. Ama baş ağrıları, başlayan enfeksiyona bağlı bir rahatsızlığın veya sinüzit, menenjit vs. gibi hastalıklarla birlikte görülebilir. Kendi kendinize tedaviye başlamadan önce bir doktora başvurarak esaslı bir organik hastalığın bulunmadığından emin olunuz. Ağrılarla birlikte ateş olursa veya şiddetli ağrılar geçmezse de hekiminize danışınız. Alnınızı ve şakaklarınızı biraz elma sirkesiyle ovarak çoğu kez hafif baş ağrısından kurtulabilirsiniz. Şikâyetler geçmezse, soğuk algınlığı için tavsiye ettiğimiz sirke buhar banyosunu denemelisiniz.

Mide şikâyetleri
Birçok insanın sağlık bakımından en zayıf olduğu nokta, strese ilk olarak tepki gösterdiği ve sıkıntı anında hastalanan midedir. Genelde böyle rahatsızlıklar ciddi olmayıp gerilim, küçük bir enfeksiyon veya hatalı beslenmeye dayanmaktadır. İshal, mide krampı ve bulantı hallerinde elma sirkesi tedavisi iyi gelmektedir. Bu tedaviden birkaç gün sonra mide şikâyetleriniz belirli bir şekilde iyileşmez, hattâ kötüleşirse bir hekime baş vurmalısınız.

Kullanımı: Bir kaşık elma sirkesini bir bardak suyla karıştırınız. İlk bardağı, beş dakikada bir çay kaşığı alınız. İkinci bardakta dozu ikişer çay kaşığına yükseltiniz. Üçüncü bardaktan 15 dakikada bir yudum alınız. Soğan veya yulaf ezmesi gibi yağ ve albümin bakımından fakir gıdalar hariç, semptomlar geçinceye kadar katı gıda almamalısınız.

Hıçkırığa, birkaç damla elma sirkesi bulunduran bir çay kaşığı şeker iyi gelmektedir.

Mide yanması
Herkesin tahminin aksine, yemek borusundaki sıkıcı yanma ve kaşıntıya mide asidinin artması sebep olmamakta, çoğu zaman bunun sebebi asit eksikliğidir, çünkü kuvvetli proteinli gıdalar gerektiği biçimde sindirilememektedir. İster iştah açıcı, isterse sindirime yardımcı olarak az miktarda konsantre elma sirkesi sindirime mucizevî bir katkı sağlamaktadır. Yemeklerinizi düzenli olarak bir yudum sirke ile tatlandırınız.

Dişler
Ağızda çürük, dişeti ve diğer iltihaplara fırsat vermek istemiyorsanız, muntazaman içinde bir çay kaşığı elma sirkesi bulunan bir bardak su ile ağzınızı çalkalayınız.

Seyahatte ilk yardım
Seyahatte yanınıza bir şişe elma sirkesi almanız, sizi birçok sıkıntılardan kurtaracaktır. Çünkü acil durumda sadece diş fırçası suyunu dezenfekte etmek için değil, aynı zamanda bağırsak enfeksiyonundan korunmak için elma sirkesi iyi gelmekte.

Bir yemeğin veya bir meşrubatın bakteri taşıyabileceği endişeniz varsa, ihtiyaten içinde iki çay kaşığı elma sirkesi bulunan bir bardak suyu içiniz. Bu şaibeli yemeği yeseniz dahi muhtemelen bu karışımı alarak arkadan bünye savunmaya geçebilir.

Böcek sokmalarında, zehirlenen bölgeye sirkeye bandırılmış bir tampon sürmekle ağrı ve şişmeler giderilebilir. Deniz kıyısına yapılan seyahatlerde, yakıcı mercanlar ve deniz analarının acı veren zehirlerine karşı elma sirkesi içeren bir kompres önemli fayda sağlayabilir.

Diğer yanıklarda olduğu gibi, güneş yanığında da ilk yardım olarak ilgili bölgeye inceltilmiş elma sirkesi sürünüz. Sirkenin serinletici hem de dezenfekte özelliği göstermektedir.

Soğuk algınlığı
İnsan çok çabuk soğuk almaktadır! Terli iken cereyana kapılmakdan ve ayakların üşümesinden sonra ilk emareleri görülür. Burun akar, boğazda kaşıntı başlar, ilk öksürük acı verir. Kendinizi terli ve ateşli hissedersiniz. Bilhassa başlangıç safhasında uyku, vitamin ve sıcak çaydan başka eski ev reçeteleri de iyi gelmektedir. Şikâyetleriniz gittikçe artarsa, bir hekime başvurunuz. Soğuk algınlığı çoğunlukla hafif bir nezle veya az bir boğaz ağrısıyla başlar. Ancak gittikçe bütün solunum yolunu sarma istidadındadır. Buna bakteriyel enfeksiyon eklenince sinüzit, farenjit, bronşit hattâ zatürree ortaya çıkabilir.

Sirke buğusu
Yassı bir kabın içine eşit miktarlarda su ve elma sirkesi koyup, buharlaşmaya başlayıncaya kadar ısıtınız. Isıttığınız bu kabın üzerine başınızı eğiniz. Kulak ağrılarında başınızı yanlamasına tutunuz. Buharın dışarıya kaçmaması için, başınızın üzerine bir havlu ile örtünüz. Sirke buharını burundan derin derin teneffüs ediniz. Azamî beş dakika buhar teneffüsü yapılabilir. Bu sirke buharı soluması, baş ve kulak ağrılarına, nezle veya burun tıkanıklığına iyi gelmektedir.

Ateş
Ateş çoğunlukla, bir enfeksiyon, soğuk algınlığı, gribal enfeksiyon veya klâsik bir çocuk hastalığıyla birlikte görülür. Ateşi, baldır sargısı veya sirkeli çoraplarla düşürebilirsiniz. Ancak ateşin nereden kaynaklandığını çözemediğiniz taktirde bu tedbirleri bir hekime danışarak alınız ve derhal tıbbî müdahalede bulununuz.

Bir miktar elma sirkesini, üç katı kadar soğuk su ile karıştırınız. İki el bezini bandırıp sıkınız ve her bir baldıra sarınız; üzerine de kuru havlu ile besleyin. Hastanızı sıcak tutun ve ihtiyaç halinde yarım saatte bir sargıyı yenileyin. Ayrıca bir çift yün çorabı soğuk sirkeli suya bandırınız. Sonra sıkınız. Çorapları giydikten sonra ayakları sıcak tutunuz.

Öksürük
Soğuk algınlığının ilk semptomları olarak ortaya çıkan öksürük, boğaz ağrısı ve ses kısıklığına, sıcak bir elma sirkesi işlemiyle müdahale edebilirsiniz. Küçük bir kapta ısıttığınız elma sirkesine eşit miktarda bal karıştırınız, bir veya iki saatte bir çay kaşığı alınız.

Boğaz ağrıları
Boğazda ilk olarak bir kaşıntı veya kuruma hissedilir. Bu durum yutma ve konuşma güçlüğüne dahi yol açabilir. Şiddetli boğaz ağrıları, geceleyin boğaza sarılan sirke-sulu sargı ile dindirilebilir. Bir el bezini, içine üç yemek kaşığı elma sirkesi karıştırılmış suya bandırınız. Bezi sıktıktan sonra boğaza bir bandaj gibi sarınız. Islak bezden dolayı üşümeye mani olmak için bir de kuru bez sarınız.

Bağışıklık sistemini güçlendirir
Çevrenizde ortaya çıkan her enfeksiyona yakalanmamanız için, korunmaya ihtiyacınız var. Sadece mükemmel bir savunma sistemi, virüs ve bakterilere karşı sürekli karşı koyabilir. Bağışıklık sitemini güçlendirmeye yönelik elma sirkesi-bal karışımı değerli katkı sağlayabilir.

Sonbahar ve ilkbaharda soğuk algınlığı periyodunun başlamasından yaklaşık dört hafta önce, günde üç kez sirke-bal karışımını almaya başlayınız. Beslenmenizi de, C vitamini ihtiva eden taze meyve ile takviye ediniz.

Ağacın dalında bize bakan elmaları bu kadar mükemmel hassalarla donatarak yaratan Rabbimizin; bu nimetini sadece bir meyve olarak yerken veya sirke olarak kullanırken bir an şöyle bir tefekkür edemez miyiz?. Topraktaki bütün elementler ve su; havadaki karbondioksit, güneş ışığı, çekirdekteki DNA zincirine kodlanmış program; hepsi bize hizmet ediyor. Ayrıca, sanki bu yetmezmiş gibi, bir de sirke bakterileri devreye giriyor ve taze olarak yediğimiz elmalardan başka isterseniz daha özel bir ilâç olarak onu sirke haline dönüştürüyor. Sirke bakterilerini, şekeri sirkeye dönüştürme fabrikası olarak yaratmış ve onları da hizmetimize koşturuyor. Canlı cansız bu kadar varlık insana hizmet ediyor. İnsanın da bu varlıkların yaratıcısına esaslı bir şükür etmesi gerekmez mi?

İsmail DENİZ / Sızıntı

Yazı kategorisi: Genel, Sağlık, Yaşam | Etiketler: , , , , , | » yorum bırak;

İcat edeni utandıran buluşlar

Yazan: huseyinsaglam 13 Ekim 2009

EĞRİ NAMLULU MAKİNELİ TÜFEK

1953 – Köşenin öbür tarafındaki düşmanı vurmak için tasarlanan bu tüfek ilk denemeden sonra çöpe gitti.

KAPKAÇ CAYDIRICI ÇANTA

1963 – Sokakta biri çantanızı kaptığında çantaya bağlı zincire asılıyorsunuz ve çantanın dibi açılarak içindeki herşeyi yere saçıyor. Mucidi John H T Rinfret hırsızın geri dönüp saçılanları toplamayacağını varsaymıştı.

HUBBARD ELEKTROMETRESİ

1968 – Bilimkurgu yazarı ve Sicentology tarikatı kurucusu L. Ron Hubbard, ‘geliştirdiği” elektrometreyle domateslerin acı çekip çekmediğini ölçmüştü! Dediğine göre domatesler dilimlenirken çığlık atıyordu.

BAĞSIZ, DESTEKSİZ SÜTYEN

1949 – Charles L. Langs, askısız, kopçasız, desteksiz sütyen tasarımlarıyla poz veriyor. Eşiyse durumdan pek memnun görünmemekte.

PORTATİF FİN SAUNASI

1962 - Kilo vermek isteyenler için tasarlanmış ilk buhar tulumlarından. Resimdeki tasarım çok başarılı olmasa da ilerleyen yıllarda benzer ürünler üretildi… ve hiç biri işe yaramadı.

BEBEK KAFESİ

1937 - Büyük şehirde bahçesiz bloklarda yaşayanların bebekleri için geliştirilen tüyler ürpertici bir ürün.

LARİNGFON

1929 - Telefonla görüştüğünüz kişiye sesinizi değil gırtlağınızda ses tellerinizin yarattığı titreşimleri gönderiyor. Amaç çevredeki gürültülerin konuşmaya dahil olmasını önlemek.

MOTORLU SÖRF TAHTASI

1948 - Holywood’lu mucit Joe Gilpin, ne yöne gittiği belli olmayan motorlu sört tahtasını denerken görülüyor. Prototipi sık sık devrilse de icat olarak ufuk açıcı olduğu kesin.

YAĞMUR İŞLEMEZ SİGARA AĞIZLIĞI

1954 - Zeus Corp. sahibi Robert L. Stern’in fena tiryaki olduğu anlaşılıyor. Ancak tüm denemelerine karşın şemsiyeli sigara ağızlığı bir işe yaramamış.

SIRT ROKETİ

1961 - Fotoğrafta eski ABD Başkanı Kennedy’yi selamlarken görülen mühendis Harold Graham yerden birkaç metre havalanmayı başarmış, ancak dengesini bir türlü sağlayamamıştı. Bugün daha başarılı örnekleri mevcut.

HONEGARD

1959 - Dr. DeForest C. Jarvis, bal (honey) ve sirkeyi (vinegar) karıştırarak yaptığı ‘ilaç’ın (honegar) ağrı ve acıları giderdiğini iddia ediyordu. Mide bulantısı yaratmaktan öte bir etkisi tespit edilemedi.

IŞIKLI OTOMOBİL LASTİĞİ

1961 - Yarı şeffaf ince bir dış lastik, içinde de ampuller! Goodyear’ın bu en eğlenceli icadı, yolda ikide bir patlayan ampullere para dayanmayacağı için rafa kalkmış.

DUŞ BAŞLIĞI

1970 - Saçı makyajı bozulmadan duş almak isteyen kadınlar için üretilen ve “o zamanlar kaç günde bir duş alıyorlarmış acaba” sorusunu sorduran nefes daraltıcı icat.

20 SİGARA AĞIZLIĞI

1955 - Ne kadar pratik ve kanserojen değil mi? Bir paket sigarayı açıp yuvalarına yerleştiriyorsunuz ve tek tek yakıp içiyorsunuz. Fotoğrafta hepsini birden yakmış olarak görülen modelin akıbeti bilinmiyor.

EL YAZISI OYUNU

1955 - New York’lu oyun ve oyuncak üreticisi Ideal Toy Company, nasıl bilinmez ama ilkokul çağındaki çocukların “el yazısıyla yazmaktan çok hoşlandığı” fikrine kapılmış. Oyunun satışlarının pek iyi gitmediği söyleniyor.

HIZLI SİLAH ÇEKEN ROBOT

1960 - İlk ‘katil robot’ yaratma girişimlerinden. Elbette mekanize mankenin hedefi izlediği filan yok. Deneylerden birinde mankenin eline gerçek tabanca monte edildiğini de belirtelim.

YODEL ÖLÇER

1925 - Göğüs sesiyle kafa sesi arasında gidip gelerek şakıma tekniğine yodel deniyor (bkz. Heidi). Bu alet de yodelin çıktığı ses düzeyini ölçüyor(muş).

MİNİ TELEVİZYON

1966 - İngiliz mucit Clive Sinclair’ın en mutlu anı.

UÇAN PLATFORM

1956 - ABD Savunma Bakanlığı’nın para batırdığı icatlardan. Hava Huvvetleri üssündeki test sürüşü esnasında görüntülenmiş.

KALP ATIŞLI YAPAY MEME

1963 - Bebekleri kandırmaya yönelik akla ziyan bir icat daha. Çalıştırdığınızda annenin kalp atışını taklif eden ses ve titreşim yaratıyor ve (sözde) bebeğin uyumasına yardımcı oluyor.

JALUZİ GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ

1950 - Kanye West kullanmaya başlamadan 58 yıl önce icat edilmişti. Hala da berbat bir fikir.

KUŞADAMI ELBİSESİ

1955 - Leo Valentin düşük irtifadaki deneylerinin başarılı geçtiğini düşünmüş olacak ki motorize kuş elbisesini 1956’da bir uçaktan atlamak suretiyle de denemiş. Sonuç üzücü.

TELEFON AÇAN ROBOT

1964 - Viyanalı mucit Claus Scholz’un telefon açan robotu maalesef konuşamıyordu. Fotoğrafta robotu ‘telefon açmış’ halde görüyorsunuz.

BEBEK TAŞIYICI

1937 - Wembley Monarchs buz hokeyi oyuncusu Jack Milford, eşiyle birlikte buzda kayarken bebeğini de bu zevkten mahrum etmek istememiş. Kim istemez ki bebeğini kaygan ve kaya gibi sert buz üstünde taşımayı!

SU AYAKKABISI

1962 - M.W.Hulton, üzerinde zor durduğu pervaneli deniz ayakkabısını İngiltere’deki Grand Union Kanalı’nda denemeye çalışırken görülüyor.

TELEVİZYONLU GÖZLÜK

1963 - Daha çok bir işkence aletine benzeyen bu tuhaf cihazın mucidi Hugo Gemsback, üstünde 1.5 yıl çalıştığı tasarımını iki üç demodan sonra rafa kaldırmak zorunda bırakılmış!

MİYAVLAMA MAKİNESİ

1963 - Sıçanları korkutup kaçırma amacıyla tasarlanan mekanik kedi, dakikada 10 kere miyavlıyor ve gözlerindeki lambalar yanıp sönüyor. Japon icadı!

KÖPEK TUTUCU

1940 - Depresif ve nefret dolu bir köpeğe sahip olmak isteyenler için bire bir.

İKİ KİŞİLİK SİGARA AĞIZLIĞI

1955 - Öleceksek beraber ölelim!

HARİCİ HİNDİ KIZARTICI

1966 - İyi ki kuzu çevirenini yapmamışlar!

Ekotrent-Milliyet

 

Ya?am haberleri ?cat edeni utand?ran bulu?lar haberi – Ekonomi Haberleri – ekorent.com -

Shared via AddThis

Yazı kategorisi: Yaşam, komik, İlginç & Komik | » yorum bırak;

Vücudunuz kış günlerine hazır mı?

Yazan: huseyinsaglam 4 Ekim 2009

Siz de her yaz yeniden doğmuş gibi çiçek açan ve etrafına ışık saçan fakat kış gelince solan, içine kapanan biriyseniz bu yazıyı iyi okuyun. Bu kışı sağlıklı ve pırıl pırıl geçirmenin yollarını keşfetmek isteyenlere öneriler:

Dr. Eren Eroğlu’nun önerileri

Yaz mevsiminde doğa uyanırken insan bedeni de uyanır. Çoğalan güneş ışığı ve onun yaydığı enerji tüm bu değişimlerin odağında yer alır. Uykuyu ve iştahı arttıran melatonin azalır canlılık ve hareketlilik artar. Cinsel dürtüler çoğalırken çoğu insan kendini kışa göre çok daha iyi hisseder. Kışın ise bu ritim tersine döner; aktivite azalmış, uyku çoğalmış ve iştah açılmıştır. Aslında doğa ve hayvanlar kış uykusuna yatarken bedenimiz de kışın zor şartlarına ayak uydurmak üzere faaliyetlerini kısıtlama yoluna gider. Fakat modern dünyada yaşamak için doğanın ritminin dışına çıkmak gerekir; hatta tam tersine kışın daha çok çalışıp daha çok üretmek zorunda insanlar. Bu da kışın en az yaz mevsimindeki kadar sağlıklı olma zorunluluğunu getirmekte. Sağlıklı bir kış için neler yapılabileceğine birlikte bakalım…

KIŞIN BESİNLER ÖNEMLİ

Renkli yiyin

Sebzeler ne kadar renkliyse besin değerleri de o kadar yüksektir. Değişik günleri değişik renklere ayırın, bir gün sarı renklileri yiyin (greyfrut, balkabağı, mısır, golden elma…), bir gün koyu yeşilleri tercih edin (brokoli, pırasa, kara lahana…). Kırmızı ve moru da ihmal etmeyin.

Yoğurdu bol tüketin

* İçindeki bol kalsiyumla kemik erimesini önler

* Yüksek tansiyon riskini azaltır

* Kolit ve kabızlığa iyi gelir

* Vajinal akıntı ve enfeksiyonları engeller

Bölgenizde üretilen mevsimsel gıdaları tercih edin

Günümüzde trend organik beslenmek olsa da, her şeyi mevsiminde yemeyi ve kendi bölgenizde yetişenleri tüketmeyi tercih edin. Bir gıdanın üretiminden sofraya gelmesine kadar geçen süre taşıdığı besinlerin kaybolmaması açısından önemli. En iyisi yerel üretilen organik gıdaları tüketmek.

Lüzumsuz atıştırmalardan kaçının

Yemek sonrası masa başında sohbet ederken ya da televizyon seyrederken farkında olmadan atıştırmanın ne kadar zararlı olduğunu biliyor musunuz? Bu davranışın önüne geçmek için:

* Ağzınıza sakız ya da naneli kalorisiz şeker atın

* Kalkıp dişinizi fırçalayın

* Ne yiyecekseniz inceleyin ve düşünün

* Elinize bir bardak çay ya da su alarak meşgul olun.

AŞILARINIZI UNUTMAYIN

Bu kış enfeksiyon hastalıkları açısından hızlı geçeceğe benziyor. Dünyada salgın yapması beklenen bir domuz gribi varken mevsimsel grip riskini de yüklenmeyin; mevsimsel grip aşınızı olun. Kronik hastalığı olanlar ve 65 yaşın üstündekiler pnömokoksik zatürree aşısını da yaptırmalı, özellikle Hacca gidecekler sıkı bir sağlık kontrolünden geçip eksik aşı kalmamasına özen göstermeli.

BOL GÜNEŞ IŞIĞI ÖNEMLİ

Ekonomik kriz etkisini gösterip, para ve iş sorunları zaten pek çok kişinin ruhsal durumunu etkilerken kışla birlikte mevsimsel ruhsal çökkünlükler de sık görülür. Toplumun yaklaşık yüzde 25′i kış mevsiminden bir şekilde etkilenirken, yüzde 5′i depresyona girer. ‘Mevsimsel duygu durum bozukluğu’ da denilen kış depresyonuna sebep, günlerin kısalıp güneş ışığının azalması.

KIŞIN CİLDİNİZE DE ÖZEN GÖSTERİN

Yaz bitip kış geldiğinde daha ne oluyor diyemeden soğuk havalar ve rüzgâr bir anda cildinizi yıpratıp dudaklarınızı çatlatabilir. Dirsekleriniz kurumuş, kaşınıyor ya da yüzünüzdeki T bölgesi içler acısı ise alacağınız kış önlemleri gülüşünüzü tekrar kazanmanıza yardımcı olacak.

Banyo zamanınızı kısaltın

Sıcak buharlı bir banyo ağrıyan kaslarınıza birebir gelebilir fakat aynı hızla cildinizin nemini de alıp götürür. Sıcak su, soğuk ya da ılık suya oranla cildin koruyucu doğal yağını daha hızlı çıkararak buna sebep olur. Çözüm banyo zamanını kısaltıp sıcak yerine ılık suyla yıkanmakta. Kurulanırken de kendinizi havluyla ovalayarak değil vücudunuza bastırarak kurutun.

Yumuşak sabunları tercih edin

Belki de sevdiğiniz antibakteriyel ya da koku giderici sabun, size faydadan çok zarar verebilir. En iyisi asidi dengeli yumuşak sabunlara geçmek. Kuvvetli deterjanlar da yağı ve kiri temizlerken çamaşırların üzerinde zararlı artıklar bırakabilir.

Nemlendirici kullanın

Kuru bir ciltle baş etmenin en etkili yoku nemlendirici kullanmak. Öyle ünlü markaların pahalı ürünlerine hiç gerek yok, bir market rafından alacağınız nemlendirici hatta saçınız için kullandığınız saç kremi bile cildin nemini içerde tutmak için yeterli olmakta. Cildiniz yağlı olsa bile nemlendirici kullanmak faydalı, sadece cildin gözeneklerini tıkamayacak birini seçmek gerekir.

Tıraş bıçağı kullanırken dikkat

Tıraş bıçakları özellikle kuru ciltleri daha kolay örseler, bu nedenle Tıraş bıçağı kullanırken mutlaka tıraş kremiyle cildi nemlendirin Bıçakları sık değiştin Tüyün çıkış yönüne göre tıraş olun

Kışın da güneşten korunmalı

Güneşin zararlı ışınlarının yüzde 80′i ince bulutlardan, sisten geçer ve dünyaya ulaşır. Güneşin kırışıklık, benlere sebep olma ve cilt kanseri gibi zararlı etkilerinden korunmak için kışın da 15 ve üzeri güneş koruma faktörlerini kullanmak faydalı.

Çatlak dudaklar için

Dudakların kendine ait yağ bezleri bulunmaz, bu nedenle kolayca kuruyabilirler. Önlemek için Devamlı ıslanıp kurumaları çatlamaya yol açacağından onları yalamayın. Soğuk ve rüzgârlı günlerde ağzınızı bir eşarp ya da atkı ile örtün.

Sabah-Pazar

// Facebook’ta Paylaş

Yazı kategorisi: Sağlık, Yaşam | » yorum bırak;

Sükut

Yazan: huseyinsaglam 2 Ekim 2009

- Meclis-i Hâmuşân müntesiplerine arz-ı hürmet ve ahz-ı himmet beyanıdır -

Sükût en güzel nutuktur bazen. Adem neslinin en masum bakiresi Meryem, kendisine o meş’um iftira atıldığında sükût orucu tutmuştu. Sükût öyle güçlü bir sufledir ki, beşikteki çocuğu dahi konuşturur. Öyle de oldu; Meryem eliyle işaret etti ve çocuk konuştu: “Muhakkak ki, ben Allah’ın kuluyum. Allah bana kitap verdi ve beni nebi kıldı.”(1) Bu olaya şahit olan insanlar, ilahi prizmadan şavkıyan mucize parıltıya hayretle bakakaldı. Ancak ilahi nağmelere sağır, ilahi parıltıya kör gözler sükût ve itaat etmek yerine inat ettiler. Hâlbuki İlahi nağmeye muhatap olunduğunda yapılması gerek tek şey; susup dinlemektir. Merhamet olunanlar safında yer almak için böyle yapmak gerekir.(2)

Sükût en etkili silahtır bazen. Susulunca gözler namludur artık, bakışlar kurşun. Yoksa bir bakışla kalbin titremesi neyle izah edilebilir. Sükût öyle zehirli bir oktur ki, kalbe isabet ederse şifası yoktur. Tecrübe ile sabittir ki, sükût silahına maruz kalan barut fıçısına yahut zaman ayarlı bombaya dönüşür. İnfilak için bir kıvılcım yahut vakt-i merhununu bekler.

Sükût en güvenli limandır bazen. Fitne okyanusunda buzdağları arasında çaresiz kalmış şaşkın bir gemi kaptanı isen, sılan sükût limanıdır. Sakın umutsuzluğa düşme ve uzaklarda arama, içindedir, içinin içindedir.

Sükût en şiddetli çığlıktır bazen. Mazlumun âhı ile kahhar olan Allah arasında bir perde yoktur. Mazlum bir yetim sükût edip boynunu büktüğünde, çaresiz kalan kendisine sığındığında; ona isticap etmeyi kendine vacip kılan Vacibul Vücûd Hazretleri icabına bakar.(3) İmhal eder ama asla ihmal etmez. Görmesi gerekenler görülmesi gerekeni mutlaka görürler.

Sükût maraz-ı aşka şifadır bazen. Hem zehir hem panzehir içeren bir iksirdir ki, âşıklar onda hem dert hem derman bulmuşlardır. Akşam Şairi Piyâle’sinde ne güzel söylemiş: “İçmişti Fuzulî bu alevden/ Düşmüştü bu iksir ile mecnun/ Şi’rin sana anlattığı hâle/ Yanmakta bu sâgardan içenler/ Doldurmuş onunçün şeb-i aşkı/ Baştanbaşa efgân ile nâle”

Sükût en muhteşem trajedidir bazen. Hallac, bütün ruhunu ve vücudunu saran hakikati söylemese yaşayacaktı; (ölecekti mi demeliydim? Âşıkların gayrısındaki bütün faniler gibi ölüp gidecek ve bu gün belki adını bile bilmeyecektik) söyledi öldürdüler; (öldüremediler mi demeliydim?Ölmeden önce ölmenin sırrına erip ebedi hayata garkoldu.)

“Ya ben öleyim mi söylemeyince” diyen Bizim Yunus sussa ölecekti. Söyledi eceli gelince zahiren öldü; ama o da ölmeden önce ölmenin sırrına erdi. Ve yine söyledi : “Ölen hayvan imiş, âşıklar ölmez” Halen söylüyor: “Her dem yeniden diriliriz / Bizden kim usanası”

Sükût; ehl-i dil tarafından dilden dile dillendirilen dil dilidir. Bilenlere selam olsun.

(1) Meryem 30
(2) A’raf 204
(3) Mü’min 60

Osman MESTAN/10Yazar.com

Yazı kategorisi: Genel, Yaşam | Etiketler: | » yorum bırak;

Sinirlendiğinizde bu öyküyü hatırlayın

Yazan: huseyinsaglam 30 Eylül 2009

Adam yeni kamyonuna bakmak için evinden çıktığında, üç yaşındaki oğlunun gayet mutlu bir biçimde elindeki çekiçle kamyonunun kaportasını mahvettiğini görmüş.

Hemen oğlunun yanına koşmuş ve çocuğun eline çekiçle vurmaya başlamış.

Biraz sakinleşince oğlunu hemen hastaneye götürmüş.

Doktor, çocuğun kırılan kemiklerini kurtarmaya çalıştıysa da elinden bir şey gelmemiş ve çocuğun iki elinin parmaklarını kesmek zorunda kalmış.

Çocuk ameliyattan çıkıp gözlerini açtığında, bandajlı ellerini fark etmiş ve gayet masum bir ifadeyle,

“Babacığım, kamyonuna zarar verdiğim için çok üzgünüm.” demiş ve sonra babasına şu soruyu sormuş:

“Parmaklarım ne zaman yeniden çıkacak?”

Babası eve dönmüş ve hayatına son vermiş…

….

Birisi masaya süt döktüğünde ya da bir bebeğin ağladığını işittiğinizde bu öyküyü hatırlayın.

Çok sevdiğiniz birine karşı sabrınızı yitirdiğinizi anladığınızda, önce biraz düşünün. Kamyonlar onarılabilir, ama kırılan kemikler ve incinen duygular hiçbir zaman onarılamaz; genellikle kişiyle performansı arasındaki farkı göremeyiz.

İnsan hata yapar. Hepimiz hata yaparız.

Fakat öfkeyle ve düşünmeden yapılan şeyler, insanı sonsuza kadar rahatsız eder.

Harekete geçmeden önce durun ve düşünün. Sabırlı olun.

Anlayış gösterin ve sevin.

Yazı kategorisi: Genel, Hikayeler, Yaşam, hikaye | » yorum bırak;

Affet Babacigim..

Yazan: huseyinsaglam 30 Eylül 2009

Evlendiğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyor ve onun evde bir fazlalık olduğunu düşünüyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyordu. Yine böyle bir tartışma anında; eşi, bütün bağları kopardı ve “Ya ben giderim, ya da baban bu evde kalmayacak” diyerek rest çekti… Eşini kaybetmeyi göze alamazdı.

Babası yüzünden çıkan tartışmalar dışında mutlu bir yuvası, sevdiği ve kendini seven bir eşi ve birde çocukları vardı. Eşi için çok mücadele etmişti evliliği sırasında. Ailesini ikna etmek için çok uğraşmış ve çok sorunlarla karşılaşmıştı. Hâlâ onu ölürcesine seviyordu.

Çaresizlik içinde ne yapacağını düşündü ve kendince bir çözüm yolu buldu. Yıllar önce avcılık merakı yüzünden kendisi için yaptırdığı kulübe tipi dağ evine götürecekti babasını. Haftada bir uğrayacak ve ihtiyacı neyse karşılayacak,böylelikle eşiyle de bu tür sorunlar yaşamayacaktı.

Babasına lâzım olacak bütün malzemeleri hazırladıktan sonra yatalak babasını yatağından kaldırdı ve kucakladığı gibi arabaya attı. Oğlu Can, “Baba bende seninle gelmek istiyorum” diye ısrar edince onu da arabaya aldı ve birlikte yola koyuldular.

Karakışın tam ortalarıydı ve korkunç bir soğuk vardı. Kar ve tipi yüzünden yolu zor seçiyorlardı. Minik Can, sürekli babasına “Baba nereye gidiyoruz ?” diye soruyor ama cevap alamıyordu. Öte yandan; nereye götürüldüğünü anlayan yaşlı adamsa gizli gizli gözyaşı döküyor oğlu ve torununa belli etmemeye çalışıyordu.

Saatler süren zorlu yolculuktan sonra dağ evine ulaştılar. Epeydir buraya gelmemişti. Baraka tipindeki dağ evi artık çürümeye yüz tutmuş, tavan akıyordu. Barakanın bir köşesini temizledi hazırladı ve arabadan yüklendiği yatağı oraya itina ile serdi.Sonra diğer malzemeleri taşıdı en son da babasını sırtlayarak yatağa yerleştirdi.

Tipi, adeta barakanın içinde hissediliyordu. Barakanın içinde fırtına vardı adeta. Çaresizlik içinde babasını izledi. Daha şimdiden üşümeye başlamıştı.Yarın yine gelir bir yorgan ve birkaç battaniye getiririm diye düşündü.

Öyle üzgündü ki, dünya başına göçüyor gibiydi. O, bu duygular içindeyken babası, yüreğine bıçak saplanmış gibiydi. Yıllarca emek verdiği oğlu tarafından bir barakaya terk ediliyordu. Gururu incinmişti, içi yanıyordu ama belli etmemeye çalışıyordu. Minik Can ise olanlara hiçbir anlam veremiyordu. Anlamsızca ama dedesinden ayrılacak olmanın vermiş olduğu üzüntüyle sadece seyrediyordu.

Artık gitme zamanıydı. Babasının yatağına eğildi, yanaklarını ve ellerini defalarca öptü.Beni affet der gibi sarıldı, kokladı. Artık ikisi de kendine hakim olamıyor ve hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Buna mecburum der gibi baktı babasının yüzüne ve Can’ın elini tutup hızla barakayı terketti. Arabaya bindiler.

Can yola çıktıklarında ağlamaya başladı, neden dedemi o soğuk yerde bıraktın diye. Verecek hiçbir cevap bulamıyordu, annen böyle istiyor diyemiyordu.

Can: “Baba, sen yaşlandığında ben de seni buraya mı getireceğim?” diye sorunca dünyası başına yıkıldı. O sorunun yöneltilmesiyle birlikte deliler gibi geri çevirdi arabayı. Barakaya ulaştığında “Beni affet baba.” diyerek babasının boynuna sarıldı. Baba oğul sıkı sıkı sarılmış çocuklar gibi hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı.

Oğlu: “Baba beni affet! Sana bu muameleyi yaptığım için beni affet!” diye hatasını belli ediyordu…Babası oğlunun bu sözlerine en anlamlı cevabı veriyordu…”Geri geleceğini biliyordum yavrum. Ben babamı dağ başına atmadım ki, sen beni atasın… Beni bu dağda bırakamayacağını biliyordum.

Yazı kategorisi: Aile & Çocuk, Genel, Hikayeler, Yaşam, hikaye | » yorum bırak;

“Çöp Kamyonu Kanunu” nedir?

Yazan: huseyinsaglam 30 Eylül 2009

Kadın taksiye binmiş ve hava alanına gitmek istediğini söylemişti.
Sağ şeritte yol alırken siyah bir araba park ettiği yerden aniden yola, önlerine çıktı.
Şoförü çarpmamak için sert şekilde frene bastı.
Taksi kaydı, ama diğer arabaya çarpmaktan kıl payı farkla kurtuldu.
Siyah arabanın sürücüsü camdan başını çıkarıp bağırmaya ve küfretmeye başladı.
Taksi şoförü ise gayet sakin ona gülümsedi ve içten bir şekilde el salladı.

Kadın bütün bu olanları şokunu yaşarken, taksi şoförünün tavrına daha da şaşırmıştı.
Sordu: “Neden böyle davrandınız? Adam neredeyse arabanızı mahvedip ikimizi de hastanelik edecekti.”
Taksi şoförü gülümsemeye devam ederek: “Çöp Kamyonu Kanunu” dedi.
Kadın: “Çöp Kamyonu Kanunu?” diye sordu, anlamamıştı.

Şoför açıkladı:”Pek çok insan, çöp kamyonu gibidir.
Her tarafta içleri çöp dolu olarak dolaşıyorlar; kızgınlığı, öfkeyi ve hayal kırıklığını biriktiriyorlar. Ancak doldukça çöpleri bırakacak bir yere ihtiyaç duyuyorlar. Bu bazen ben, bazen de siz olabilirsiniz. Kişisel almayın. Sadece gülümseyin, onlar için iyi şeyler temenni edin ve yolunuza devam edin. Onların çöpünü alıp işyerinize, evinize veya sokaktaki diğer insanlara dağıtmayın.”

Başarılı insanlar, çöp kamyonlarının günlerini mahvetmesine ve ellerine geçirmesine izin vermezler.

Hayat sabahları pişmanlıklarla uyanmak için çok kısa, dolayısıyla “size iyi davranan insanları sevin, iyi davranmayanlar için iyi temennilerde bulunun.”

Hayat, “%10 ” onunla ne yaptığınız, “%90 “onu nasıl alıp karşıladığınızdır.

Yazı kategorisi: Genel, Hikayeler, Yaşam, hikaye | » yorum bırak;