Huseyin’s Daily Blog

“Ya olduğun gibi görün; ya göründüğün gibi ol !..”

19 Jun 2009 için Arşiv

Polis okullarına 10 bin üniversiteli alınacak

Yazan: huseyinsaglam 19 Haziran 2009

20 bin üniversite mezununu polis meslek okullarında yetiştirdiklerini belirten İçişleri Bakanı Atalay, 10 bin üniversite mezununun daha bu okullara alınacağını açıkladı.

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Polis Akademisi’nin emniyet teşkilatı açısından çok önemli olduğunu belirterek, ”önümüzdeki dönemlerde akademinin Güvenlik Üniversitesi haline gelerek dünyanın sayılı eğitim kurumlardan biri olacağını” söyledi.

Atalay ve Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal, Polis Akademisi’nde incelemelerde bulundu.

Akademi girişinde tören mangası tarafından karşılanan Beşir Atalay, daha sonra Akademi Başkanı Prof. Dr. Zühtü Aslan’ı ziyaret etti.

Bakan Atalay, burada yaptığı konuşmada, büyük bir birikimi olduğunu kaydettiği akademinin yetişmiş bir kadrosu bulunduğunu söyledi.

Bakanlık görevine başladıktan sonra sadece eğitim açısından değil, güvenlik açısından da polis yetiştiren eğitim kurumlarına büyük önem verdiklerini, bu doğrultuda araştırma ve projeleri değerlendirdiklerini anlatan Atalay, şu anda Polis Akademisi dışında çeşitli illerde 24 polis meslek okulunun hizmet verdiğini kaydetti.

Hükümetleri döneminde 6 aylık eğitimden sonra polislik mesleğine başlayan 20 bin üniversite mezununu polis meslek okullarında yetiştirdiklerini belirten Atalay, 10 bin üniversite mezununun daha bu okullara alınacağını bildirdi.

Polis Akademisinden polis meslek okullarına da katkıda bulunmalarını isteyen Bakan Atalay, ”Polis Akademisi önümüzdeki günlerde Güvenlik Üniversitesi olarak dünyada sayılı eğitim kurumlarından biri olacak” diye konuştu.

Hükümetin ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Polis Akademisi’ne büyük önem verdiğini vurgulayan Bakan Atalay, Türkiye’nin Güneydoğu, terör gibi sorunları bulunduğunu hatırlatarak, Polis Akademisinin bu sorunların çözülmesi noktasında da proje üretmesi gerektiğini söyledi.

İçişleri Bakanlığı’nın araştırma ve strateji belirlemede akademik beyinlere ihtiyacı olduğuna da dikkati çeken Atalay, kendisinin görevde olduğu sürece her türlü desteği vermeye hazır olduğunu belirtti.

Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal da İçişleri Bakanı Beşir Atalay’a teşekkür ederek, ”Akademimizin yaptığı hizmetlerde bizi her zaman yönlendirdiniz. Büyük gelişmeler kaydettik” diye konuştu.

Polis Akademisi Başkanı Prof. Dr. Aslan da göreve geldiğinde yeni bir vizyon belirlediklerini kaydederek, akademiyi dünyanın en iyi ve ileri üniversitelerinden biri haline getirmek için çalışmaları sürdürdüklerini kaydetti.

Aslan, desteklerinden dolayı Bakan Atalay ve Genel Müdür Köksal’a teşekkür etti.

Bakan Atalay, daha sonra Polis Akademisi Kampüsü içerisinde yapımı devam eden futbol sahası ile öğrenci yurdunu gezdi.

Bakan Atalay, ilgililere talimat vererek 500 kişilik yurdun, yeni eğitim döneminde hizmete girmesini istedi.

Bakan Atalay kampüsü gezerken bakımsız kalan yeşil alanla ilgili olarak da ”Buraları güzelleştirmek için çalışalım” dedi.

Bakan Atalay, ayrılmadan önce Türkmenistan’dan gelen ve Polis Akademisinde atış tekniği konusunda eğitimden geçen 20 Türkmen polis yöneticine sertifikalarını verdi.

Bakan Atalay, Türkmen polislerle tek tek sohbet etti.

http://www.haber7.com/haber/20090619/Polis-okullarina-10-bin-universiteli-alinacak.php

Yazı kategorisi: Güncel Haber - Yorum | Etiketler: , , | » yorum bırak;

Bu Kadar Mı Sevilir Insan

Yazan: huseyinsaglam 19 Haziran 2009

bu kadar sevilen az olur
hele bu kadar seven çok az
değerimi bil gülüm
ben seni senden çok seviyorum …

bu kadar seveni gördün mü
sırılsıklam aşık gördün mü
peki delicesine seveni
bunların ikisi ben değilim
ben seni ben gibi severim ..

seni bu kadar seveni
seni bunca seveni
her şeye rağmen
sadece seni seveni
sadece seni seviyorum

hiç kimseye özlem duymuyorum
ve hiç kimseyi sen gibi sevmiyorum
kimseyi senin yerine koyamıyorum
ve seni herkesten çok seviyorum
bu kadar seviyorsam eğer
bilki bu kadar sevilir bir insan….

Mehmet Emin Demirtaş

Yazı kategorisi: Senin İçin, Şiirler senin için | » yorum bırak;

Bu Şiir Senin, Bu Gece Senin….

Yazan: huseyinsaglam 19 Haziran 2009

İlham perim bugün şiir yaz demiştin ya bana,
Ben yazamadım,
Kusura kalma,
Ama resmini çizmeye çalıştım,
Al bak bakalım olmuş mu?
Beğenecek misin bakalım?
Seni çizebilmiş miyim?
Satırlarım da dizi dizi şiirime işleyebilmişmiyim,
İlmik ilmik, mısra mısra senden bahsettim,
Bu şiir değil, nacizane senin bir potren…
Kaşlarını benzettim bir kemana,
Çal kemancı benim için çal dedim,
Gözlerini benzettim, mehtapa açık ela rengiyle…
Bu gece de, bu şiirde, bütün gecelerde senin olsun,
Üzülme dedim kaç kere,
Üzme kendini boş yere,
Üzme ki resminde mutluluk olsun dedim,
Benim elimden nacizane bu geldi,
Mutluluğun resmini çizmek istedim,
Ama çizemedim…
Ve gül dedim kaçkere gül…
Üzme kendini,
Bu şiir senin, bu gece senin….

Yazı kategorisi: Senin İçin, Şiirler senin için | Etiketler: , | » yorum bırak;

Seytandan Mektup

Yazan: huseyinsaglam 19 Haziran 2009

Seytandan Mektup;

Seni dün günlük islerini yaparken gördüm.

Namaz kilmadan, dua etmeden bir günü daha geçirdin.

Hatta yemek yerken ve yatarken bile dua etmek için vakit ayirmadin.

Çok nankörsün! Seninle gurur duyuyorum.

Benimle oldugun için çok mutlu oldugumu söyleyemem.

Hatirliyormusun? Senelerdir beraberiz ama seni hala sevmiyorum.

Dogruyu söylemek gerekirse:

Senden Allah\’tan nefret ettigim için nefret ediyorum.

Allah beni cennetten attigi için bende seni kullaniyorum.

Seni de Allah\’in bana yaptiklarini ödetene kadar kullanacagim,

ondan sonra sende defolup gidebilirsin.

Biliyormusun aptal.

Allah seni seviyor, ama sen hayatin boyunca benim yanimdaydin.

Bunun içinde seni ödüllendirecegim.

Hayatinin berbat olmasini saglayacagim.

Biz ikimiz beraber kaldikça bu Allah\’i çok üzecek.

Zaman senin hayatini kimin yönlendirdigini O\’na gösterecek.

Ve bu senin sayende olacak.

Geçirdigimiz güzel günleri hatirla,

insanlari nasil hor görüyorduk, onlara küfür ediyorduk,

çilgin partilere gidiyorduk, hirsizlik yapiyorduk, nasil iki yüzlü davraniyorduk, sigara kullaniyorduk, cami\’ye gitmiyorduk, dedikodu yapiyorduk…..

Bunlarin hepsini kaybetmek istemezsin degil mi?

Hadi gel aptal! Sonsuza dek beraber yanalim!

Senin için çok seyler düsünüyorum.

Bu mektupu sana ne kadar deger verdigimi söylemek ve hayatinin

büyük bir parçasini kullanmama izin verdigine tesekkür etmek için

yaziyorum. Aptal, bazen sana çok gülüyorum.

Öyle salakliklar yapiyorsunki, benim bile migdemi bulandiriyorsun.

Sen böyle devam et.

Yeni nesile yalanciligi, aldatmayi, kumari ve cami yerine

diskolara gitmeyi ögret.

Sen bunlari onlarin yaninda yap ki onlarda seni örnek alsinlar.

Zaman sonra onlarda aynisini yapacaklardir.

Çocuklar böyle iste.

Neyse, simdi gitmeliyim ama birkaç saniye sonra tekrar seni görmeye gelecegim.

Azicik aklin olsaydi tövbe etmek için biryerlere giderdin ve yasayacak oldugun bir kaç seneyi de Allah\’la beraber geçirirdin.

Bir kimseyi uyarmak karakterimde yoktur aslinda, ama seni taniyorum. Sen zaten benim yanimdan ayrilmazsin.

Senin yasinda olan bir insanin hala günah islemeye devam etmesi saçeditik olsada.

Sakin beni yalnis anlama, senden hala nefret ediyorum, ve bu böyle devam edecek.

Ölüm bizi bulusturana kadar…..

SEYTAN
NOT: Eger beni gerçekten seviyorsan bu mektupu kimseyle paylasmazsın…

Yazı kategorisi: Yaşam | Etiketler: , , | » yorum bırak;

ANNE YÜREĞİ

Yazan: huseyinsaglam 19 Haziran 2009

Anneciğim;
Adının önüne yakışacak kelime bulamadım. Bütün güzel kelimeleri kullansam da seni ifade etmeye yetmez, biliyorum. Sen benim annemsin. Dupduru imanınla, sıcacık duygularınla tohumlarımı filizlendiren toprağımsın. Ömür ağacım senin toprağında meyveye durdu; dualı nefesin ve çileli gözyaşlarınla olgunlaştı. Dualarınla örülen merdivenlerle aşabildim hayatın yokuşlarını, korkunç uçurumlarını.

Senin gözyaşların gül tomurcuklarına benzer. Seherin en sakin köşesinde herkes uyurken dökülür duaya kalkmış yumuşak avuçlarına. Gözlerinden dökülen billur katreler, benim hayatımda çiçeklenir birer birer. Karanlıklarım dualarınla aydınlanır. Ümidim odur ki; yollarımın çamuru, kirlerim, hatalarım, dualarınla arınır. Sen ki; gönül ayağım kaymaya meylettiğinde kilometrelerce öteden bunu hissedersin. Çünkü senin gönlün hakiki muhabbete açıktır. Şefkat pınarlarını yollarımdan çekersen ne olur hâlim?!..

Anneciğim;
Seni nasıl özlediğimi; karşılıksız, katıksız sevgine nasıl ihtiyacım olduğunu bir bilsen! Âh çocukluğum! Avuçlarımın arasından su gibi akıp giden çocukluğum… Binlerce yitiğimin arasında en paha biçilmez olan, yitip giden çocukluğum…

Ve sen anneciğim… Yemeyip yediren, giymeyip giydiren.. benim için saçını süpürge edenim, kokusu güzelim, çilelim…

Bazen çocukluğumu ve seni hatırlarım. Böyle zamanlarda içim bir tuhaf olur. Hem tazelenirim, hem insan olmanın ağırlığı altında ezilirim. Ne kadar güzeldi senli günlerim! Kaygısız, tasasız… Sen de, çocukluğum da ne kadar uzaktasınız!

Yıllar geçse, ben büyüsem de, her uyandığımda uyanık olurdun. Güneş sen uyandıktan sonra doğardı dâima. Dua ve niyazla ‘Hoş geldin!’ derdin yeni güne. Gündüzlere anahtar olan duanı bitirince, usulca parmaklarının ucuna basarak başucuma gelirdin. Beni uyandırmamak için kapıyı bile kapatmazdın. Menekşe kokulu nefesinde tuttuğun ilâhî güzellikleri yavaş yavaş üzerime üfürürdün. Nefesin dertlerime derman olurdu. ‘Bahtın gündüzler kadar ak, imanın pınarlar kadar duru olsun, ilim ve hilm başına tâc, edep ve haya ömrüne ilâç olsun!’ diye dua ederdin. Sonra, sıcacık bir bûse kondururdun yanağıma. Sanki her bûsende âb-ı hayat gizliydi ve onunla yeşilliği korunurdu yanağımdaki bahçenin.

Anneciğim;
Sen güldüğün zaman, yüzündeki bütün çizgiler tebessüm ederdi. Sen şefkat ve sevginle, hayatına hiçbir sahteliğin girmesine izin vermemiştin.

Mektep-medrese görmemiştin ama, her söylediğin, her endişen gerçekleşirdi. Yaradan hislerine nasıl bir güç vermişti ki, bunun karşısında şaşkına dönerdim. Senin küçük dünyanın merkezinde evin, seccaden ve tesbihin vardı. Ben bu dünyada ne ekmeğin tükendiğini gördüm, ne de sevginin.

Çetin geçen yıllar pembe yüzüne nurdan bir çerçeve çizmiştir. Bize yanık sesinle söylediğin ilâhiler, ahenkli Rumeli türküleri hâlâ gönül kubbemde yankılanır durur. İş yaparken söylediğin Rumeli türkülerinde, ‘Kırmızı gülün alı var’ derdin. Çocuk aklımla sorardım: ‘Kırmızıyla al aynı değil mi?’ Sen de, ‘gül var gülden içerü’ derdin. Küçük aklımla bir şey anlamadan, ‘Hani şu söylediğin Süleyman ilâhisi gibi değil mi?’ derdim. Başını hafifçe eğer, tasdik ederdin.

Sabrı beline bir kuşak gibi dolamış benim cefakâr anam. Senin ninnilerin ve masallarınla büyüdük. Sevinç ve elemlerin iç içe geçtiği dağdağalı, fırtınalı bu dünya hayatına senin rehberliğinle hazırlandık; bunu şimdi daha iyi anlıyorum. İnan ki benim nur anam, ruhumu kavrayan sesine ne kadar hasretim! Şimdi burada olsan, buz tutmuş hayatımı sıcacık bakışlarınla ve dualarınla eritsen! Kalabalıklardan, kem bakışlardan o kadar incindim ki!

Ağla! Benim için ve bütün çocuklar için ağla! Çünkü, ağlarsan sen ağlarsın, gerisi yalan ağlar. Saçlarının beyaza döndüğü şu demde beni buralarda bırakıp dönüşü olmayan seferlere çıkma ne olur! Gül yüzündeki ışığın serinliğiyle, göğsündeki şefkat pınarlarıyla, uykulara küsmüş gözlerinle seherlere bizden selâm söyle!

‘Anne yüreği’ Yaradan’ın hediyesidir sana, anne!
Nurgül ÖZCAN
(Sızıntı Dergisi’nden alıntıdır)

Yazı kategorisi: Aile & Çocuk, Duygular senin için, Senin İçin, Yaşam | Etiketler: , , , , , | » yorum bırak;

Kur’an’a Göre Mutluluğun Formülü…

Yazan: huseyinsaglam 19 Haziran 2009

İsra 37: Kibirli olma, alçak gönüllü davran…
Müddesir 1-5: Kendini fazla abartma…
Tekvir 25-27: Herşeyin üstesinden gelemeyeceğini asla unutma…
Bakara 156: Çaresizlik tuzağına düşme. Her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkarma…
Beled 5-6: Herşeye hakim olmak için uğraşıp hayatı yaşanmaz hale çevirme…
Hucurat 10: Büyüklük kompleksine kapılıp, insanları ezerek arkadaşlarını kendinden uzaklaştırma…
Muhammed 7: İyiliği karşılık beklemeden yap…
Rum 21: Tek başına mutlu olunamayacağını bil. Çevrenin mutluluğu için gayret göster…
Vakıa 83-87: Ölümden korkmak yerine, ölüm gerçeği ile yüzleş…
Bakara 263: Yaptığın iyilikleri unut. Anlatarak onları kıymetsizleştirme…
Furkan 63: Sana yapılan kötülüğün karşılığını vermek yerine, öfkenin dinmesini bekle…
İnşirah 1-3: Seni huzursuz edecek işlerden uzak dur. İhtirasını törpüle…
Maun 4-5: Eleştirinin keskin bir bıçak olduğunu unutma. Söyleyeceklerini iyi tart…
Mücadele 7: Hiçbir sırrın sonsuza kadar gizli kalmayacağını unutma…
Rahman 6-7: Çıkarcı olma. Adil davran…
Tekasür 1-2: Kibrine yenilip hep daha fazlasını isteyerek hayatını zehir etme…
Tevbe 40: En zor zamanda bile kesinlikle ümitsizliğe kapılma…
Fatır 19-22: Senden iyi durumda olanlara bakıp üzüleceğine, senden zor durumda olanları görüp rahatla…
Fecir 27-28: En sevdiğin şeyleri, başkalarıyla paylaşmanın keyfine bak…
Hakka 33-35: Hayatının vazgeçilmezleri olsun. Onları küçük çıkarlar için asla feda etme…
Haşr 10: Muhatabına güvenmek istiyorsan, Önce sen güvenilir ol…
Kalem 1-2: Yazdıklarının ve yaptıklarının peşini bırakmayacağını unutma. Gücünü insanların yararına kullan…
Münafikun 4: Bencil olma, tebrik etmeyi bil…
Saff 2: Yalandan uzak dur…
Yusuf 32-33: Modern hayatın çarpıklaştırdığı kadın-erkek ilişkilerinin, hayatını esir almasına izin verme…
Ankebut 41: İyi bir dostun, paha biçilmez olduğunu aklından çıkarma…
Al-i İmran 92: İyilik yapmak arzunu, şarta bağlama. Vermek almaktan daha büyük bir ihtiyaçtır, asla unutma…
En’am 50: Önyargılarla hayatı kendine zehir etme…
En’am 60: Bildiklerinle açıklayamadığın şeyler, hayatının kâbusu olmasın…
Felak 1-5: Korkuların tutsağı olarak yaşamaktan vazgeç…
Hacc 46: Kendini, hep daha iyiye ulaşmak zorunda olduğuna koşullama…
İbrahim 42: Merhametli olmaktan asla vazgeçme…
İsra 23: Anne ve babana “offf” bile deme…
Nisa 149: Kendini sürekli övmekten uzak dur…
Yunus 12: Vazgeçilmez olmadığını kabul et…
Enfal 56: Sözünde durmamanın utanç verici olduğunu aklından çıkarma…
Furkan 43: Heveslerini kendine ilah edinme…
Necm 3: İnanma duygunu diri tut…
Nisa 58: Karar verirken, vicdanının sesini duymazlıktan gelme…

Yazı kategorisi: Güncel Haber - Yorum | Etiketler: , , | » yorum bırak;

Yaşlı kadın…

Yazan: huseyinsaglam 19 Haziran 2009

Yaşlı kadın oldukça dini bütün bir insanmış…
Her sabah kapısının önüne çıkar ve bağıra bağıra dua edermiş:

‘Allah’ım bize verdiklerin için sana şükürler olsun’

Ve ardından her seferinde de yan komşusunun sesi duyulurmuş:

‘Tanrı yok kadııın Tanrı yok!!!’

Yaşlı teyze n e kadar sinirlense de yine her sabah dua edermiş,öteki komşu
da inadından her seferinde ona öyle bağırırmış… Neyse, bir akşam,
komşusu yaşlı teyzeye bir oyun etmeye kalkmış… Markete gidip bir sürü
meyve sebze ekmek vs. alıp torbalara doldurmuş, yaşlı
teyzenin kapısının önüne bırakmış.

Ertesi sabah teyze kapıyı açıp da yiyecekleri görünce çok şaşırmış ve
sevinçle bağırmış:

‘Sana şükürler olsun Allah’ım, bu gönderdiğin yiyecekler için sana
şükürler olsun!!!’

Ve ağacın arkasından onu seyreden komşusu seslenmiş:

‘T anrı yok kadııın Tanrı yok!!! O yiyecekleri ben aldııııım!!!’ Yaşlı
teyze hiç istifini bozmamış:

‘Yüce Allah’ım sana ne kadar şükretsem azdır!!!! Hem bu yiyecekleri
göndermişsin hem de parasını şeytana ödetmişsin!!!’

Yazı kategorisi: Hikayeler, Yaşam | Etiketler: , , | » yorum bırak;

MEVLANA’DAN ALTIN ÖĞÜTLER

Yazan: huseyinsaglam 19 Haziran 2009

“Eğer tamamıyla zorluklara daldınsa, daralıp kaldınsa, sabret; çünkü sabır genişliğin anahtarıdır.

* Sevgiden acılar tatlılaşır; sevgi yüzünden bakırlar, altın olur; sevgi yüzünden tortular durulur, arınır; sevgiden dertler şifa bulur; sevgi yüzünden padişah kul kesilir.

* İşiyle öğüt veren, sözüyle öğüt verenden daha iyidir.

* Keskin kılıç, yumuşak ipeği kesmez.

* Çarpık ayakkabı, çarpık ayağa uyar.

* Görevini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına, ne mazeretin çaresi, ne ilacın şifası çare getirmez.

* İnsanların sıkıntılarına katlanmak, Allahü Tealanın beğendiği, Resulullah’ın sevdiği ve evliyanın özendiği bir ahlaktır.

* İnsanları iyi tanıyın! Her insanı kötü bilip kötülemeyin, her insanı da iyi bilip övmeyin.

* Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur.

* Muhabbet ve merhamet insanlığın; hiddet ve şehvet de hayvanların sıfatlarındandır.

* Dünyada her şey bir şeyi çekmiştir; sıcak sıcağı çekmiştir, soğuk soğuğu. Aslı olmayanlar aslı olmayanları çeker durur.

* Kargalar ötmeye başlayınca, bülbüller susar.

* Dostların ziyaretine eli boş gelmek, değirmene buğdaysız gitmektir.

* Kalbi ve sözü bir olmayan kimsenin yüz dili bile olsa, o, yine dilsiz sayılır.

* Her rüzgârla otlar gibi sallanırsan, dağlar kadar bile olsan bir ota değmezsin.

* İnsan ile hayvan arasındaki fark, edeptir.

* Kuş ancak kendi cinsinden kuşlarla öter.

* Elden geldiği kadar kaç kötü arkadaştan; kötü ahbap kötüdür en zehirli yılandan; yılan zehir akıtıp candan eder; ama kötü arkadaş, can ve imandan eder.

* İçteki kiri su değil ancak gözyaşı temizler.

* Anlamak bilmek; bilmek affetmektir.

* Nasıl bakarsan öyle görürsün.

* Bir kimseyi tanımak istiyorsan; düşüp kalktığı arkadaşlarına bak.

* Köpek, kalp kıran insanlardan daha vefalı ve şereflidir.

* Testi taştan korkar.

* Ekmeğini, terine banıp yiyeceksin.

* Dövüşmeden önce konuşmayı denemek daha hayırlıdır.

* Öküzün rengini dışında, insanın rengini içinde ara.

* Bin zulme uğrasan da zulüm yapma.

* Elbiseleriniz eski de olsa, kalpleriniz yeni ve temiz olmalı.

* Her ne kadar Farsça konuşuyorsam da aslım Türk’tür.

* Geveze birine sır söylemek, çatlak testiye su koymaya benzer.

* İnsanın ilim ve edebi, en büyük varlığıdır; eskimez, çürümez, kaybolmaz.

* Bozuk olunca maya, ne ar tanır ne haya!”

Yazı kategorisi: Genel, Mevlana, Yaşam | Etiketler: , | » yorum bırak;

Anneler ve Babalar

Yazan: huseyinsaglam 19 Haziran 2009

Anne dışarıda alış-verişteydi. İki buçuk yaşındaki bebeğe babası gözkulak oluyordu.
Aslında bu pek de zor bir şey değildi. Yavrucak halının üzerinde ‘çay seti’ oyuncağıyla oynarken baba da koltuğunda gazetesini okuyor, ara sıra da bebeğinin kendisine -çay seti oyuncağının minik plastik fincanlarıyla- ikram ettiği suları çay niyetine içerek oyuna iştirak ediyordu.

Derken anne eve geldi. Baba anneye sus işareti yapıp, bebeği izlemesini istedi. Bu çok şirin hareketini annenin de görmesini istiyordu.

Anne, bebeğin elinde çay fincanıyla salondan çıkıp, biraz sonra içi su dolu olarak babasına getirmesini ve babanın da onu çaymış gibi içmesini seyretti.
Sonra gayet sakin bir tavırla elindekilerle mutfağa geçerken eşine seslendi:

‘Uzanabildiği tek su kaynağının klozet olduğunu biliyorsun, değil mi?’

Sonuç-1: Annneler evlatlarını çok sever ve onlara dair her şeyi bilir.
Sonuç-2: Babalar evlatlarına dair bir çok şeyi bilmez ama onları çok sever.
‘Babalar en son duyar’ boşuna söylenmemiştir. :)

Yazı kategorisi: Aile & Çocuk, Hikayeler, Yaşam | Etiketler: , , , , | » yorum bırak;

KEŞKE YAPABİLSEYDİM !

Yazan: huseyinsaglam 19 Haziran 2009

Genç bir insanken, dünyayı değiştirmek istemiştim. Ne var ki dünyayı değiştirmenin çok zor olduğunu gördüm, bu yüzden ulusumu değiştirmeye çalıştım. Ulusumu değiştiremeyeceğimi anladığımda, yaşadığım kente diktim gözlerimi. Ne var ki yaşlı bir adam olarak kentimi değiştiremedim; o zaman ailemi değiştirmeye karar verdim…

Şimdi yaşlı bir insan olarak, tek değiştirebileceğim şeyin kendim olduğunun farkına vardım ve birden anladım ki, eğer uzun süre önce kendimi değiştirseydim ailemi etkileyebilirdim. Ben ve ailem kenti etkilerdik… Kentin etkisi ulusu değiştirirdi ve ben dünyayı değiştirebilirdim, gerçekten de…

Bir Keşiş

Yazı kategorisi: Yaşam | Etiketler: , , | » yorum bırak;